24
Yorum
42
Beğeni
5,0
Puan
328
Okunma

Karanlık limanda gelmeyecek gemiyi bekleyen, yorgun yolcuyum;
Yıllar sindikçe her kareye,
Dünlerim duman olur,
karışır yokluğuna.
Her hecemde söyleyemediğim binlerce kelimenin vebali saklıdır.
Gönül kapılarım kapandığında dışarıda kalan,
Rüzgârın savurduğu son yapraktır umudum.
Gökyüzü gri bir kefen gibi çökerken üstüme,
Yıldızlarım dökülür dipsiz kuyulara.
İçimdeki boşluk, o kuyulardan daha derin;
Bir hıçkırık düğümlenir boğazımda, çözülmesi imkânsız kördüğüm.
Damarlarımın ritmi değişir, soğuk bir nehir sızar hücrelerime.
Yıkık hayaller pazarında arama dermanı;
Ben orada yalnız enkazımı sergilerim.
Gözlerimden süzülen her damla, seninle başlayan ömrün son yaprağıdır.
Aynadaki yüze yabancıyım artık;
Tanıdık bakış, seninle birlikte öldü.
Sessizliğimin çığlığı fırtınadan daha yıkıcıdır,
Ruhumun tüm kalelerini yıkar geçer.
Ufuk çizgim kaybolurken puslu denizde,
Rotasını şaşırmış dümensiz bir gemiyim.
Yırtık yelkenlerimle sürüklenirim sensizliğin karanlık kollarına.
Unutulmuş tren garlarında,
Her ray gidişinin sızısını yeniden bekletir beni.
Zaman yaralarımı iyileştirmez; sadece daha derine gömer,
Daha görünmez kılar.
Bir mısramın arasına gizlerim sırlarımı,
Kalbi senin gibi kırık olanlar anlar.
Zincirinden kurtulmuş mahkûm misali, feryatlarım özgürlüğünü ilan eder.
Hayallerimin enkazında kalan o masum çocuk bekler mi hâlâ mucizeyi;
Yoksa alıştı mı bitmeyen kış akşamlarının getirdiği kimsesizliğe?
Paslı saatin tik takları, ömrün geri sayımıdır;
Her saniyede bir parçam daha eksilir.
Geleceğim sisli, geçmişim sızılı bir pişmanlık...
Yaşamak artık ağır bir imtihan.
Gecenin siyahında bir ışık sızmaz mı diye sorarım ruh boşluğuma;
Yalnızlık, ekmeğimi bölüştüğüm tek sadık dost olur sonunda.
Adının geçtiği her sokakta yabancılaşırım kendime,
İzini sürerken kaybolurum.
Var olman cennetimken yokluğun, çorak toprak gibi kurutur içimdeki çiçekleri.
Gözlerin artık masalın can alıcı yeri değil,
Bitmeyen yasın başlangıcıdır.
Ben hikâyenin sonunda hiç kavuşamayan,
Hep yarım kalan mevsimlerin kahramanıyım.
Yağmur camlarıma vurdukça,
Her damla seninle atan kalbimi hatırlatır bana.
Toprak kokusu teninle karışır,
Kaybettiklerimin yasını büyütür içimde.
Gidenin ardından bakakalmak,
Ömrü gitme anına sabitlemektir;
Ve o andan sonra büyüyen tek şey,
İçimdeki sessiz uçurum olur.
Yorgun döndüğüm akşamların sonunda,
Yastığa başımı koyunca başlar asıl savaşım.
Düşüncelerim kara kargalar gibi didikler huzurumu,
Keşkelerimin gölgesi düşer her kararıma.
Yanlış yollarda savrulurum yine;
Ben her kaçışta,
Senin bıraktığın o kimsesiz enkaza dönerim.
Dört mevsimi yaşadığım bu iklimde,
Hep sonbaharın rengi hâkimdir ruhuma.
Yapraklarım sararır,
Kuşlarım göç eder daha sıcak diyarlara.
Ben kalırım burada, kışın ayazında,
Nefesi buz tutmuş ıssız bir gölge gibi...
Her bakışımda bir sızı, her sözümde bir veda gizli;
Sen bende yarım kalan son mevsimsin.
Son mısramı yırtık sayfaların arasında bıraktım,
Kelimelerim boğuldu, kalbim sessiz bir enkaz gibi.
Bu şiir, içimdeki yarım mevsimin çığlığıdır;
Zamanın unuttuğu bir köşede bekler hâlâ.
Sensizliğin ortasında, tamamlanmamış bir son gibi...
Cemre yaman
5.0
100% (31)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.