0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
86
Okunma
İçimde bir mahkeme kurulu, hâkimi dilsiz, savcısı kör,
Sanık koltuğunda ben varım, suçum ise sadece "görmek."
Siz kalabalıklar içinde yalnızlığı bir süs gibi taşıdınız,
Ben ise tek başımayken bile, binlerce ruhun ahıyla yaşadım.
Gülüşlerim, içimdeki hıçkırıkları örten ince bir tül,
Altında yanan bir orman var, üstünde uçuşan kül.
"Bitti" dediğiniz yerden başlıyor benim asıl kavgam,
Zira biten sadece zamandır, bitmeyen ise bendeki bu gam.
Bana "insan olmanın tarifini" sormayın sakın,
Ben o tarifi yaparken kendimi kaybettim bir kış vakti.
Başkasının günahı gelir, benim alnıma mühürlenir,
Sizin "şans" dediğiniz şey, benim boynumda bir zincirdir.
Uçurumun kenarında yürümek değil benimkisi,
Uçurumun ta kendisi olup, içime düşenleri seyretmek.
Kırık dökük bir minareyim, ezanım içime okunur,
Siz dokunduğumu yakıyor sanırsınız,
Oysa yanan elime, sadece sönmüş ruhlar dokunur.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.