0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
87
Okunma
Siz beni masum sandınız, ellerimdeki kanı görmeyince,
Oysa ben, kendi celladımla aynı sofrada ekmek böldüm.
Sırtımdaki hançerleri birer birer çıkarıp namlu yaptım,
Siz "geçmiş olsun" dediniz, ben ise her gün yeniden öldüm!
Merhametmiş... Sizin merhamet dediğiniz, vicdanınızı susturma bedeli,
Benimki ise, bile bile bu cehenneme odun taşıyan bir delinin bedeli.
Bakın bana!
İyilikten değil, iğrençliğinizden sustum ben bunca zaman,
Sizin "hayat" dediğiniz bu sahnede, ben perde arkasında kurudum.
"İnsan olamadım" diyorsunuz ya arkamdan, haklısınız;
Sizin gibi yalanı süsleyip hakikat diye satmayı beceremedim.
Başkası ağlarken ben kanadım, başkası ölürken selâsını ben okudum,
Siz cenazelerde boy gösterirken, ben o mezarların toprağını dokudum.
Şimdi kalkmış "akıl" veriyorsunuz, oysa aklınız cebinizde bir bozuk para,
Harca harca bitiremediğiniz o sahte sadakatiniz, bende sadece bir yara.
Yıkık minarelerimden selâ okunuyor evet, ama ölen ben değilim;
Ölen, sizin her sabah aynada gördüğünüz o zavallı maskeleriniz!
Ben kendi uçurumundan atlayıp, düştüğü denizde boğulan adamım,
Sizin sığ sularınızda çırpınmaktansa, kendi derinliğimde yok olmayı seçtim.
Bana ihanetten bahsetmeyin, ihanet sizin alfabenizin ilk harfi,
Ben o harfi çoktan sildim, geriye sadece devasa bir nefret kaldı.
Siz yağmurda ıslanmaktan korkarken, ben fırtınanın kalbinde uyudum,
Eteklerimden toz uçuyor sanmayın, o uçanlar ruhunuzun külleri!
İnatla çiçeklendireceğim diyorsam eğer o çorak yerleri,
Bilinsin ki; o çiçekler sizin leş kokan yalanlarınızın üzerinde açacak.
Şimdi kapatın o sahte kapılarınızı, kilit vurun dillerinize;
Zira dördüncü katın sessizliği, sizin tüm gürültünüzü boğmaya yetti.
Cefasını ben çektim, sefası sizin olsun bu kirli dünyanın;
Benim krallığım, sizin asla giremeyeceğiniz o "insan kalma" sancısıdır!
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.