1
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
148
Okunma
Anladığını sanırdım;
Sustuğum yerlerin bir dili,
Gözlerimin daldığı boşluğun bir haritası olduğunu.
Oysa sen, sadece sesimin yankısıyla yetinmişsin,
Kıyıya vuran dalgayı görüp,
Dipteki fırtınayı bir masal sanmışsın.
Bir cümleyi kurarken harcadığım o uzun mesaileri,
Noktaların ardına gizlediğim o devasa uçurumları
Sen, sadece bir yazım hatası gibi geçip gitmişsin.
Seni sevmenin, kendimden vazgeçmek değil,
Kendimi sende yeniden bulmak olduğunu anlatamamışım.
Anladığını sanırdım;
Eve geç gelişlerimin yorgunluktan değil,
Yolları uzatarak kendimle hesaplaşmamdan olduğunu.
Her "iyiyim" dediğimde,
İçimdeki binlerce "kurtar beni" feryadını duyarsın sanmışım.
Bir evi paylaşmanın, bir dünyayı bölüşmek olduğunu,
Eşyaların değil, anıların yerini değiştirmek gerektiğini...
Meğer sen, benim sessizliğimi bir kabulleniş,
Uysallığımı bir huzur sanmışsın.
Oysa o sessizlik, söylenecek söz kalmadığından değil,
Sözlerin artık bir yaraya merhem olmayacağına olan inancımdı.
Şimdi bakıyorum da aramızdaki o uçsuz bucaksız mesafeye;
Aynı dili konuşup, farklı alfabelerle yaralanmışız.
Ben seni ilmek ilmek okumaya çalışırken,
Sen beni sadece kapağına bakıp rafa kaldırdığın
Eski bir kitap gibi tozlanmaya bırakmışsın.
Anladığını sanırdım;
Yanılmışım.
İnsan bazen en çok,
En iyi bildiği yerden kırılıyormuş.
Sen benim canevimdin,
Şimdi ise sadece hiç uğranmamış bir adresin yabancılığı var üzerimizde.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.