0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
73
Okunma
Ruhum
artık dağılmıyor sadece,
çözülerek kendini inkâr ediyor,
suyun üstünde kalamayan bir sis gibi değil,
suyun bile hatırlamak istemediği bir iz gibi
yavaşça siliniyordum.
Kıyılar vardı, evet
ama ben hiçbirine ait değildim.
İsmim hiçbir ağzın eşiğinde durmuyor,
hiçbir liman, içimdeki uğultunun dilini konuşmuyordu.
Sanki varlığım,
duyulmaması gereken bir sırdı dünyanın içinde.
Sonra sen
bir geliş gibi değil,
bir fark ediliş gibi girdin hayatıma.
Hiç dokunmadan,
hiç değiştirmeye çalışmadan,
sadece bakarak
beni ilk kez olduğum hâlimle kabul eden.
Ben, kendine bile geç kalan bir yankıyken,
sen beklemeden duyan oldun,
öyle bir şey ki bu
sanki içimde yıllardır kapalı duran bir kapı
anahtarsız açıldı.
Ve o an
deniz ilk defa benden bir şey almadı
geri verdi
beni.
Ruh dediğin şey
yolunu kaybetmez aslında,
sadece yanlış yerde arar kendini
ben kendimi hep uzaklarda sandım,
sen gösterdin
insan bazen bir bakışın içinde
tam yerine varır.
Senin yanında
batmak da mümkün, kaybolmak da fakat garip olan şu
hiçbiri korkutmuyor.
Çünkü ilk defa
kaybolmak, yok olmak gibi gelmiyor,
tam tersine
tamamlanmak gibi.
Geceleri karanlık hâlâ aynı,
ama içimdeki anlam değişti
çünkü sen ışık değilsin
ışıktan daha zor bulunan bir şeysin
Sen kimsede bulamadığım güvenmeksin.
Ve şimdi biliyorum
bazı ruhlar sürgün değil,
sadece
yanlış gözlerde kaybolmuş.
Benimki,
sende bulundu.
Ve sen
hiç fark etmeden
içimdeki bütün fırtınaları susturan değil,
onları anlamayı öğreten adamsın.
Artık dinmiyor içimde hiç bir şey
ama ilk kez
korkutmuyorlar.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.