1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
144
Okunma
Bir tebessümün değiyor ufka
mevsimler yerinden sökülüp yeniden yazılıyor
kış, omuzlarından düşen eski bir yük gibi
sessizce terk ediyor sokakları
ve arka mahallelerde saklanan bahar,
utangaç bir çocuk gibi başını kaldırıyor ışığa.
Sen dudaklarını araladığında
gölgeler yerini şaşırıyor,
karanlık, suçüstü yakalanmış bir sır gibi
duvar diplerine siniyor.
Şehrin yüzü çözülüyor o an
çatlak kaldırımların arasından
ince bir yeşil sızıyor,
adı umut olan.
Ve insan,
içinde yorgunluk biriktiren o kalabalık yalnızlık,
birden kendi sesini duyuyor yeniden
kalbinin en kuytu köşesinde
tozlanmış bir ışık vardı ya
onu hatırlıyor.
Sen gülüyorsun
zaman yönünü unutuyor.
Saatler ileriye değil, sana doğru akıyor,
takvim yaprakları rüzgârın değil,
senin nefesinin peşine düşüyor.
Bir gül açıyor o an
ama ne bahçeye ait
ne de mevsime bağlı
ömre kök salan,
yılların kurutamadığı,
hiçbir vedanın solduramadığı bir gül bu.
Dikenleri bile acıtmak için değil,
hatırlatmak için var
en güzel şeyler kolay büyümüyor.
Sen güldüğünde
bir bebek, dünyanın bir yerinde
ağlamayı unutuyor,
ilk nefesiyle birlikte
ciğerlerine umut doluyor.
Bir annenin gözlerinde
yorgunluk değil, mucize büyüyor.
Ağaçlar dallarını ağırlaştırıyor meyveyle,
toprak cömertliğini hatırlıyor yeniden,
rüzgâr bile yumuşuyor geçerken,
sanki sana dokunmamak için
yön değiştiriyor.
Ve dünya
o dönmekten yorulmuş,
bir an duraksıyor sanki,
sonra yeniden dönmeye razı oluyor,
ama bu kez alışkanlıktan değil,
senin hatrına.
Çünkü sen gülünce
gökyüzü biraz daha genişliyor,
deniz biraz daha derinleşiyor,
gece bile kendi karanlığından utanıyor.
Sen gülünce
insanlar birbirine biraz daha az yabancı,
biraz daha çok ev oluyor.
Ve ben anlıyorum
bunca karmaşanın içinde
her şeyin bir sebebi varsa eğer,
en güzeli
senin o küçücük
ama bir evreni yerinden oynatacak kadar güçlü
gülüşün.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.