4
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
66
Okunma

Sabah uyandım.
Her şey yerli yerindeydi.
Oda aynıydı, eşyalar aynı, ışık aynı…
Ben de aynıydım.
Bir alarm çaldı, susturdum.
Ama yataktan kalkamadım.
Tavanı izledim bir süre.
Eskiden böyle anlarda bir şeyler düşünürdüm.
Yapacaklarımı, gideceğim yerleri, konuşacağım insanları…
Şimdi hiçbir şey gelmedi aklıma.
Sanki zihnim de benimle birlikte bırakmıştı.
Kalktım.
Yüzümü yıkadım. Soğuk su değdi tenime.
Refleks olarak irkildim ama hissetmedim.
Garip bir şey bu…
bedenin tepki veriyor ama sen o tepkinin içinde değilsin.
Aynaya baktım.
Tanıdık bir yüz vardı karşımda.
Bir sorun yoktu aslında.
Gözlerim hâlâ aynı yerdeydi, kaşlarım, dudaklarım…
Her şey olması gerektiği gibiydi.
Ama bir şey eksikti.
Bakışın içi boştu.
Eskiden gözlerimin içinde bir şey olurdu.
Küçük bir hareket, bir parıltı, bir şey…
Şimdi sadece bakıyordum.
Hiçbir yere değmeden.
O an fark ettim aslında.
Ben uzun zamandır “içimden” bakmıyordum.
Gün başladı.
İnsanların arasına karıştım.
Konuştular, güldüler, bir şeylere sinirlendiler.
Ben de onların arasında yer aldım.
Doğru yerlerde başımı salladım.
Gerekli cümleleri kurdum.
Hatta bir yerde güldüm bile.
Sesim çıktı.
Ama bana ait değildi.
Sanki bir kayıt oynuyordu içimde.
Daha önce öğrenilmiş tepkiler, hazır cevaplar, alışkanlıklar…
Ben sadece onları izliyordum.
Birisi bana bir şey anlattı uzun uzun.
Gözlerinin içine baktım.
Eskiden dinlerdim.
Gerçekten… anlamaya çalışarak.
Şimdi sadece bakıyorum.
Anlamaya çalışmadan.
Çünkü içimde anlamaya çalışan bir yer kalmamış.
Bir ara yalnız kaldım.
Sessizlik oldu.
İnsan sesi kesildiğinde insan kendine döner ya hani…
Ben dönemiyorum.
Çünkü dönecek bir yer yok.
İçimde eskiden dolu olan bir alan vardı.
Duyguların, düşüncelerin, anıların…
Hepsi bir aradaydı.
Şimdi orası boş değil.
Yanlış anlama.
Boşluk bile değil.
Daha kötü bir şey…
hiçlik.
Boşlukta bile bir şey hissedersin.
Burada o da yok.
Yürürken fark ettim.
Adımlarım otomatikleşmiş.
Nereye gittiğimi düşünmeden gidiyorum.
Nasıl döndüğümü hatırlamıyorum.
Zaman geçiyor… ama içimde iz bırakmıyor.
Bir gün, bir önceki günden farksız.
Bir hafta, diğerinin kopyası.
Ben şimdi…
hepsinin içinden geçiyorum.
Hiçbirine değmeden.
Eskiden bir şeyler olurdu.
Bir mesaj beklerdim.
Birini özlerdim.
Bir şeye kırılırdım.
Bir şeye sevinirdim.
Şimdi hiçbir şey olmuyor.
Beklemiyorum.
Özlemiyorum.
Kırılmıyorum bile tam olarak.
Sadece…
olması gereken duyguların silik bir izi geçiyor içimden.
O kadar.
En korkutucu olan ne biliyor musun?
Acı çekmemek.
İnsan acı çektiğinde hâlâ yaşıyor demektir.
Bir şeyler dokunuyordur ona.
Bende o da yok artık.
Ne tam üzülüyorum, ne tam iyiyim.
Arada değilim.
Ortada değilim.
Hiçbir yerde değilim.
Sonra bir gün…
çok basit bir anda, hiçbir şey yokken…
Bir cümle geçti içimden:
Ben cesete dönmüş bir hayatı yaşıyorum.
O an anladım.
Bu bir anlık his değildi.
Bu benim halimdi.
Nefes alıyorum…
ama içime hiçbir şey dolmuyor.
Kalbim atıyor…
ama kimseye yetişmiyor.
Gözlerim açık…
ama hiçbir şey bana ulaşmıyor.
En garip olan da şu…
kimse fark etmiyor.
Çünkü dışarıdan bakınca
ben hâlâ yaşıyorum.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.