2
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
140
Okunma
ben aslında bu kadar küçük değilim
ama herkes beni boyumdan ölçüyor
mesela gökyüzü neden bu kadar yüksek
bir merdiven dayasak
annem korkar mı
bulutlara dokunmamdan
öğretmenim dünya dönüyor dedi
ama ben hiç savrulmadım
demek ki bazı dönüşler
insanın içindeymiş
babam susunca
ev neden büyüyor
odalar niye uzuyor
halının desenleri neden kavga ediyor geceleri
bir kavanozun içinde karınca gördüm
çıkmaya çalışıyordu
kavanoz mu dünya
biz mi karınca
yoksa karınca mı bizden daha akıllı
Allah yukarıdaysa
yukarı neresi
apartmanın terası mı
yoksa kuşların bile bilmediği başka bir kat mı var
ben büyüyünce ne olacağım
herkes bir şey söylüyor
ama kimse
neden olacağımı anlatmıyor
bazen düşünüyorum
belki de büyükler
her şeyi anlamış gibi yapan çocuklardır
sadece boyları uzamış
gece olunca yorganı başıma çekiyorum
karanlık konuşuyor
ama sesi yok
belki de dünya
anlamadığım bir kelime
ve ben
hecelemeyi yeni öğreniyorum
bir sabahı cebimde unuttum
bozuk para gibi ses çıkarıyordu içimde
kimse duymadı
annem balkona serdiği çamaşırlara
gizlice bir dua iliştirmişti
ben o duayı
yanlış adrese yolladım
çocukluğumun dizleri hep yaralı
kan değil
kiraz suyu akardı mahalle aralarında
oysa biz kirazı en son bayramda görürdük
bir adam oldum sonra
ceketimin iç cebinde
kırık bir pusula taşıyan
nereye dönsem kuzey eksik
akşamları gölgemle konuşuyorum
o benden daha sabırlı
ben ondan daha yorgunum
biri kapıyı çalacak sanıyorum
kimse gelmiyor
kapı yine de hafifçe aralık
belki de hayat
tam kapanmayan bir kapıdır
içeri giren rüzgarla
insanın adını karıştırır
ben adımı rüzgara söyledim
o da aldı
bir kuşun kanadına sürdü
şimdi her uçuşta
biraz ben eksiliyorum
biraz gökyüzü tamamlanıyor
İlkokulda
defterlerin kenarına
çizmişim kaderimi
bilmeden
bir isim vardı
dilimde büyüyen
ama artık taşımadığım
biz ne tuhaf yaratıklardık
oyuncağımız kibrit
ceplerimizde gece
çocuk değildik belki
ama yanmayı
oyun sanacak kadar acemiydik
sen
uzak bir kıyının yosun kokusu
ben
kıyıya vurdukça parçalanan
eski bir sandal
kim demiş aşk çöldür diye
Benimki rutubetli bir bodrumdu
duvarlarında kabaran suskunluk
tavanından damlayan bekleyiş
adını değiştirdim içimde
çünkü her harfi
bir yerimi kanatıyordu
sen gidince
sokak lambaları eğildi
gölgem büyüdü
ben küçüldüm
insan bazen
sevdiğini değil
kendi içindeki yangını taşır
ben seni değil
kendimdeki koru sırtladım
saçlarıma düşen beyaz
yaş değil
külün hafızasıydı
gözlerini başka yüzlerde aramadım
çünkü bazı bakışlar
tekrar edilmez
taklit edilirse söner
sen
bende bir yer değildin
bende bir iklimdin
yağmurun geç geldiği
güneşin erken battığı
ben sustum
çünkü bazı sevgiler
yüksek sesle söylenince
ayıp olur
şimdi içimde
kimsenin bilmediği bir oda var
kapısı aralık
penceresi isli
orada hâlâ
yanmaktan vazgeçmeyen
inatçı bir kalp atıyor
ve ben
adını anmadan da
birini sevebileceğimi
en çok orada öğrendim
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.