4
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
161
Okunma

Sol yanımda bir şehir kaldı,
taşları senin adınla kazınmış,
sokak lambaları hâlâ senin bakışını taşıyor,
ve kaldırımlar, ayağının dokunduğu hatıralarla titriyor.
Kırık köprüler var orada,
her biri bir zamanlar geçilen umutların yankısı,
altındaki nehir, gecenin sessizliğiyle konuşuyor,
“O geldi, geçti ve artık yok…” diyen
gölgeyi taşırken.
Rüzgâr vuruyor duvarlara,
ve taşlar fısıldıyor adını bana;
her rüzgâr savrulması,
her uğultu bir zaman yolculuğu
ve ben, hâlâ oradayım,
geçmişi geleceğe taşıyan yalnız bir gölge gibi.
Bazen görüyorum seni,
pencere camlarında puslu bir siluet,
ve her adımın yankısı
bu şehrin her köşesinde saklı.
Bir çocuk koşuyor, düşüyor, kalkıyor…
Ve ben fark ediyorum:
senin adını taşımayan yok,
ama sen artık yoksun.
Yağmur yağıyor,
ve şehir ıslanıyor
bir aşkın kanayan izleri gibi.
Her damla bir anı,
her gölge bir susuş…
Ve ben, o susan şehirde
sessizce yürüyorum
seninle konuşmak için.
Bazı şehirler yıkılmaz,
bazıları terk edilmez,
bazıları ise sol yanımda kalır:
taşlarında sen, köprülerinde sen,
sokaklarında sen…
Ve ben,
her nefeste, her adımda
onu yaşıyorum,
ona seni hatırlatıyorum.
Gecenin kalbinde ışıklar yanıyor,
ama ben biliyorum,
senin ışığın,
bu şehrin puslu göğünde hâlâ saklı.
Ve ben,
her fırtınada, her sessizlikte
onu koruyorum,
onu taşıyorum
ve ona seni hatırlatıyorum.
Bu şehir, benim sol yanımda,
senin adınla nefes alıyor,
ve ben,
her zaman,
her yerde,
onunla yaşıyorum:
Sol yanımda kalan şehir…
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.