4
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
162
Okunma
Yolun bir yerinde durdum,
şehir aktı camın ardından.
Ben sustum,
içimde yıllardır konuşan adam
yine kendine bir şeyler anlattı.
Saçlarıma bakma,
rüzgârın suçu değil hepsi;
biraz hayat dağıttı onları,
biraz geceler,
biraz da “boş ver” dediğim şeyler.
Gözlüğümün ardında
eski bir hikâye saklı,
kimse görmesin diye değil,
artık anlatmaya üşendiğimden.
Bir zamanlar
her yola bir umut koyardım cebime.
Şimdi cebimde anahtarlar,
birkaç eski cümle
ve dönmediğim adresler var.
Ama gülüyorum bak,
öyle kolay değil beni yenmek.
İnsan bazen
en büyük yenilgisini bile
gülümseyerek taşımayı öğreniyor.
Şehirler geçiyor önümden,
insanlar, tabelalar, ağaçlar…
Ben hâlâ aynı sorunun peşindeyim:
“Hayat dediğin
nereye varınca tamamlanıyor?”
Belki hiçbir yere.
Belki mesele varmak değil,
camdan dışarı bakıp
kendi yüzünü tanımak
ve sonunda şunu söylemek:
“Ulan Nafiz,
ne çok yol geçmişsin
de hâlâ içindeki çocuğu
kaybetmemişsin.”
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.