(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Başta davullar çalarken kelamın heceden kaçması, dışarıya "eğlence/saz" gibi görünenin aslında içeride bir "feryat" olduğunu çok iyi hissettiriyor. İnsanların başkasının yangınına "naz" deyip geçmesi, toplumsal bir duyarsızlığa dokunuyor.Şiirin finalinde çözümün çarşıda pazarda değil, "Yüceye yazmakta" bulunması, arayışın dünyevi olandan ilahi olana evrildiğini gösteriyor. Kalemi ele alıp göklere hitap etmek, şairin kendi sızısını dindirme yöntemi olmuş.Geleneksel halk şiiri lezzetinde, hem yoksulluğun hem de ayrılığın "meret"liğini iliklerine kadar yaşayan bir gönlün, sitemini tevekkülle birleştirdiği çok samimi bir eser.
Umutsuzluğun dansa, acının ise bir ezgiye dönüştüğü son derece güçlü ve akıcı bir yapıt. Her kıtada geleneksel hece ölçüsünün ritmini korurken, "dediler" kalıbıyla dış dünyanın baskıcı sesine karşı içsel bir direniş kuruyorsun.
Şiirin açılışında "ölüler gezdim hayrı yok dirinin" dizesiyle başlayan bu yolculuk, dünyevi çarelerin yetersizliğini vurguluyor. "Beyazdan fistan" gibi daha önceki çalışmalarında da gördüğümüz temizlik ve ölüm imgesi, burada "dünya kirini" silme aracı olarak karşımıza çıkıyor. Dans ve Def: "Davullar", "raksta göz kırpar" ve "defini çal" ifadeleri, trajediyi bir eğlenceye, acıyı ise bir kutlamaya dönüştürüyor. Bu, tasavvufi geleneğe de uygun bir şekilde, derdin üzerinden geçip onu aşma çabası gibi duruyor. Satılamazlık ve Dışlanma: "Çarşı Pazar satılmıyor bu dertler" dizesi, modern tüketim toplumunun duyguları anlamazlığına sert bir eleştiri getiriyor. Mertlerin namert gölgesinde yaşamayışı, onurlu bir yalnızlığı simgeliyor. TEBRİKLER KUTLARIM ESERİNİ DEĞERLİ KALEMDAŞIM
Şiir, dertlerin ve hayatın ağırlığını güçlü bir ritimle dile getiriyor. Her dize, hem çaresizlik hem de teslimiyet hissini derin bir şekilde hissettiriyor.
“Her feryat, sessizce göklere yükselir; Ve kalem, acıyı ölümsüzlüğe taşır.”
Yüreğinize sağlık, yaşamın çilelerini ve insanın direncini etkili bir biçimde hissettiren anlamlı bir eser okudum. Tebrik ederim, nice güzel eserlerde görüşmek dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
Bu şiir, derin bir çaresizlik, dünya kirine bulanmışlık ve toplumsal yalnızlık feryadı. Klasik divan edebiyatını ozan halk şiirinin kesişiminde duruyor; hem Âşık Veysel hem Cemal Süreya havası var, ama en çok da yaşayan bir isyan gibi çarpıyor.
Adam (veya kadın) derdini ortaya dökmüş, ama etrafındaki “akıl verenler” her seferinde aynı soğuk, kaderci, biraz da zalim cevabı vermiş: “Az dediler.” “Bin derdim var, çaresi yok birinin” diye başlıyor, hemen ilk dizede teslimiyet gibi görünüyor ama aslında isyan gizli. Ölüler diyarında bile hayır bulamamış, diriler arasında da yok. Dünya kirini üstüne bulaştırmış, “demini aldım” demiş (yani içtim, yaşadım, tattım), yine de “bunlar az dediler.” Sanki acı bile yetmiyor onlara; daha fazla yanman, daha fazla ezilmen lazım ki “tamam” desinler.
Başında davullar çalıyor geceden, hayaller bile alay eder gibi raksa kalkmış. Kelamı (sözü) heceden kaçmış, yani konuşsa bile anlaşılmıyor. Yine aynı nakarat: “Defini çal, eğlence saz dediler.” Yani “sus, oyna, eğlen, unuttur kendine.” Toplumun en klasik zehri: Acını dansa çevir, feryadını saza dönüştür, ama sakın gerçekle yüzleşme.
Dertler çarşı pazarda bile satılmıyor. Mertler namert gölgesinde barınamıyor. Ayrılık ve yoksulluk “meretler” diye küfrediliyor. Ve en acımasız tavsiye: “Kefeni al, mezarı kaz dediler.” Burada şiir zirve yapıyor. Toplum, senin derdine çare üretmek yerine, seni ölüme davet ediyor. “Bitir işini, rahatla” diyor. Bu, modern çağın en çıplak hali: Empati yok, çözüm yok, sadece “kendi mezarını kendin kaz” tavsiyesi var. Dördüncü kıta aşkı ve maddiyatı aynı potada eritiyor: Yârin yanına ateşten varılmaz, keramet el tutuşta yok. Altın para bile “kuruştan geçmez” olmuş. Elemi (acısı) dile naz etmiyor. Yine aynı: “Naz dediler.” Acın bile naz gibi görülüyor, fazla geliyor. Son kıta ise tam bir toplumsal eleştiri: Feryadın âleme yayılmış, yaygara olmuş. Kimse “medet” (yardım) dileme diyor. Boş yere çırpınma, boş ilenme. En sonunda da “Kalemi al, yüceye yaz dediler.” Yani derdini Allah’a havale et, sus, yazgına razı ol. Hem dünyevi hem uhrevi kaçış öneriliyor. Genel vuruşu ne? Bu şiir, çağdaş insanın çaresizliğinin anatomisi. Derdini anlattığında ya “az” diyorlar, ya “eğlen”, ya “öl”, ya “Allah’a bırak”. Hiçbiri gerçek bir dinleme, sarılma, çözüm değil. En çarpıcı yanı da şu: Şiir boyunca “dediler” tekrarlanıyor. Sanki bütün toplum tek bir ağız olmuş, aynı soğuk cümleleri kuruyor. Birey yapayalnız, derdiyle baş başa, etrafı ise ya küçümsüyor ya da aceleyle mezara veya cennete yolluyor. Kısacası: Bu, “Derdini söyleme, çünkü kimse gerçekten duymak istemiyor” şiiri. Ve en acısı da şu: Şair bunu en güzel şekilde söylemiş olmasına rağmen, okuyanların çoğu yine “güzel şiir” deyip geçecek… ve belki de “az dediler” diye içinden geçirecek. Üstadım harika bir eser yaratmışsınız tebrik ederim
Onca çileden, onca hayal kırıklığından sonra kimseden ve maddiyattan fayda gelmiyor ve tek dilekçeyi Yüce Yaratan'a yazmak kalıyor. Ahmet üstadımın gönül sesine isyanına selamlar saygılar
Güzel şiir, değerli kalem ehlinden Biz de okuyor, kutluyor ve de alkışlıyoruz bu güzel eseri, yazdıran yüreği yazan kalemi ve eserini Gönlün abat olsun, huzurla dolsun, tüm şiirlerin böyle mükemmel ve de birer ŞAHESER olsun Şiirle kal, sevgiyle kal, dostça kal, sağlıkla kal ve de hoşça kal
Değerli üstadım kaleminizden oldukça duygusal bir şiir okudum. Yüreğinize ve gönlünüze sağlık. Tebrik ediyorum ve yürekten kutluyorum sizi. Selam ve saygılarımla esenlikler diliyorum.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.