11
Yorum
31
Beğeni
5,0
Puan
237
Okunma

bir ad kalır geriye,
bir de silinmeyen iz.
insan bazen
yokluğuyla daha belirgin olur.
gidenler,
çoğu zaman bir anda gitmez.
önce sesleri çekilir hayattan,
sonra bakışları,
sonra ellerinin değdiği eşyalar
sessizleşir.
biz o ayrılığı hep son ana yazarız.
oysa gidiş
çok daha önce başlar.
adresler unutulur.
evler eskiyip susar.
pencereler ışığı daha az taşır.
ama bir insanın varlığı
yalnızca yaşadığı yerde değil,
değdiği hayatlarda da kalır.
bu yüzden
bazı gidişler
tam anlamıyla yokluk değildir.
kim fark eder
bir ayrılığın ne kadar derin olduğunu?
en büyük kopuşlar
çoğu zaman ses bile çıkarmaz.
çünkü acı,
olgunlaştığında hiç bağırmaz
yerleşir.
omuzlarda taşınan beden,
aslında menzilini çoktan aşmıştır.
geride kalanlar
yalnızca son ağırlığı taşır.
giden ise
çoktan başka bir sessizliğe geçmiştir.
orada insan
ilk kez çaresizliğini bütünüyle tanır,
elleri vardır ama tutamaz,
gözleri vardır ama değiştiremez,
dili vardır ama yetmez.
gözlerde biriken yaş,
dudaklarda yarım kalan dualar,
gecikmiş cümleler, eksik kalmış vedalar…
hepsi aynı yerde toplanır,
kalbin en savunmasız yerinde.
peki, geriye ne kalır?
bir ses,
bir koku,
bir eşyanın üstünde unutulmuş sıcaklık,
bir cümlenin yarım yamalak tınısı,
bir sandalyenin boşluğu.
insan,
en çok da
yokluğun ayrıntılarında kırılır.
toparlayamadık hiçbir şeyi.
çünkü ölüm,
yalnızca bir insanı değil,
geride kalanların iç düzenini de alıp götürür.
bir eksiklik açılır sonra.
adı konmaz.
kimse tam tarif edemez.
ama hayat,
o eksikliğin çevresinde
yeniden kurulmaya çalışır.
ona ulaşmak artık imkansız.
çünkü bazı uzaklıklar
mesafe değildir.
bazen bir insan,
tam içimizde durur
ve yine de erişilmez olur.
yanımızdaydı belki, ama fark etmedik.
sesini duyduk,
ama ağırlığını çok geç anladık.
hayat,
bazı hakikatleri
yalnızca kayıptan sonra açık eder.
suskunluk da bir dildir.
hem de en sahici olanı.
bazı acılar
kelimeye sığmaz.
bazı sevgiler
ancak sessizlikte tamamlanır.
bazen bir bakış anlatır her şeyi,
bazen bir elin boşluğu,
bazen de içten kopup gelen
sessiz bir dua.
çok şey söyledik belki.
ama asıl kalan,
söylenemeyenler oldu.
çünkü gidenler
tam olarak gitmez.
bir yerleri kalır bizde
bir sesleri,
bir huyları,
bir merhametleri,
bir eksiklikleri.
ve zaman…
zaman iyileştirmez belki,
ama acının sesini değiştirir.
ilk gün bağıran şey,
sonra derin bir suskunluğa dönüşür.
işte o suskunlukta
gidenler konuşmaya devam eder.
bir eşyanın gölgesinde,
eski bir duanın içinde,
ansızın gelen bir kokuda,
geceyi delen bir hatırada…
o zaman biz anlarız ki,
bazı insanlar
öldükten sonra değil,
sessizleştikten sonra
daha çok kalır hayatta.
*
Mehmet Demir
26314
5.0
100% (15)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.