1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
36
Okunma
Aylar geçti… görmedim seni,
özledim gözlerimin gözlerine değmesini.
Belki hiç tanımadın beni,
belki bir an bile durup fark etmedin.
Ben ise sustukça yazdım seni,
her kelimede biraz daha eksilerek.
Hiçbiri yetmedi…
çünkü sen, anlatılamayacak kadar gerçek,
ve yazılamayacak kadar uzaktın.
Öyle bir güzeldin ki—
gözlerim şahit olmasa, inanmazdım.
Sanki dünya seni saklamış da
bir anlığına bana göstermiş gibi.
Naz değil bu…
sanki kader senden yana susmuş,
bense en çok seni hatırlamakla cezalandırılmışım.
Yüzün…
içimde silinmeyen en derin iz şimdi.
Geceler artık senin yokluğunla ağır,
ve ben her karanlıkta
adını kendi sessizliğime fısıldıyorum.
Duymuyorsun…
ama en çok seninle konuşuyorum.
Hatıran…
bir gölge gibi değil artık—
benden bir parça gibi dolaşıyor içimde.
Ne senden kaçabiliyorum,
ne kendime varabiliyorum.
Bir gülüşün yetiyordu eskiden dünyama,
şimdi bir anın bile
bir ömre bedel.
Bilmezsin…
içimde büyüttüğüm seni
her düşte yeniden kuruyorum.
Zaman geçiyor diyorlar—
ama sen, zamana değil,
derinime yerleşmişsin.
Artık bir isim değilsin dudaklarımda;
bir yara…
bir dua…
ve cevabı hiç gelmeyen bir “neden”.
Sana ulaşamayan her kelimede eksildim,
sustuğum her anda
seninle konuştum gizlice.
Bir ihtimal diye tuttum kalbimi hayata,
belki bir gün…
en kırık yerimde çıkarsın karşıma diye.
Sen fark etmeden
bir hikâye oldun içimde—
ne başı silindi,
ne sonu yazılabildi.
Gözlerin değmeden bile
bu kadar yakarken içimi,
kim bilir…
bir kez baksan
nasıl yanardı içimdeki yangın.
Hiçbir duyguya adını veremedim,
çünkü hiçbir his
senin kadar sen değildi.
Ve ben hâlâ aynı yerdeyim—
aynı cümlede,
aynı yarım ihtimalde:
"Belki..."
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.