1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
131
Okunma
Günler geçti…
Sana bir tek hece bile ulaşmadı benden.
Oysa bir zamanlar
içimde her kelime büyüyen bir gökyüzüydü.
Şimdi—
kendi içine çöken gecenin
en dar kıvrımında bekliyorum;
ve bütün cümlelerim
tek bir suskunluğun içine gömülüyor.
Gözlerinde
çekingenlik değil—
geri çekilen bir kader var.
Yaklaştıkça yer değiştiren,
dokundukça kendini başka bir şeye dönüştüren.
Üstümüzde ince bir yasa:
ne tamamlar bizi
ne yarım bırakır.
Sanki zaman
iki ihtimalin de kapısını aynı anda kapatıyor.
Bakan azalıyor,
bilen kendi içinden eksiliyor.
Çünkü orası bir bakış değil—
insanın kendi içine doğru
sessizce kaybolması.
Kalemim tanık:
her satırın altına
adı konmamış bir çöküş saklıyorum.
Kutsadığım ne varsa
içinde görünmeyen bir kırıkla ağırlaşıyor.
Anladım—
seni anlatmak
denizi küçültmek değil,
kendi taşkınlığından vazgeçmekmiş.
Her nefes sana varmadan eksiliyor,
zaman bile seni ölçerken dağınık düşüyor.
Sen—
bir yanı geri çekilen bir sessizlik,
bir yanı içeriden büyüyen bir yanılgı.
Varlığın açılan bir eşik,
yokluğun
aynı eşiğin içimde kapanışı.
Ve ben…
yokluğunda bile sende kalıyorum.
Çünkü bazı bağlılıklar
bir zincir gibi değil—
insanın içine yazılmış bir hüküm gibi.
Sana bakınca öğrendim:
İnsan sevdiğini taşımaz,
onun ağırlığında şekil değiştirir.
Bazen bir susuş,
bütün seslerin yönünü değiştirir.
Şimdi her şey eksik—
gün kendi ışığını tanımıyor.
Ben eksilmeyi seçtim;
çünkü unutmak seni hafifletmek değil,
kendimi silmek olurdu.
Ve artık biliyorum:
Bazı sevgiler söylenmez,
içte yavaşça mühürlenir.
Bazı isimler yoktur—
ama insanın kaderine dönüşür.
Sen…
gecenin en kırılgan yerinde duran bir yıldız değil artık—
ulaşılamayan bir hüküm gibi
kalbimin ritmine kazınmışsın.
Ben…
o karanlığın içinde
sana dokunmayı bile düşünemeyen
en uzun susuşum şimdi.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.