15
Yorum
36
Beğeni
5,0
Puan
326
Okunma

Zemheri bir sessizlik bıraktın avuçlarıma,
Dokunduğun her umudu buz kestirdin; ne soluk alacak bir can bıraktın bende ne de sığınacak bir gölge.
Gidişinle kararttın bütün pencerelerimi; içimde yeşeren ne varsa kökünden söktün, beni bu dipsiz uçurumun boşluğunda yapayalnız bıraktın.
Kendi ellerinle kazdın bu aşkın mezarını, beni diri diri içine ittin de dönüp arkana bile bakmadın; çığlıklarım sadece içimde kör bir kuyu oldu.
Ben seninle bir ekmeği, bir ömrü bölüşmeye niyetliyken; sen payıma koca bir enkazı, hesabı verilmez bir ahı reva gördün.
Hangi vicdan kırıntısına sığdırdın bu gidişi? Sana olan o dağ gibi sadakatimi, başımı öne eğen o masumiyetimi nasıl bir kalemde harcadın?
Gözümden sakındığım o kutsal sevgiyi, hangi ucuz bahaneye kurban ettin de yüzüme bakacak bir zerre haysiyet bırakmadın?
Yıktın geçtin bütün köprüleri, ardında sadece dumanı tüten bir hayat bıraktın; artık ne yana baksam yangın yeri, ne yana baksam senin vebalin.
Kendi yarattığın bu cehennemin içinde beni bir başıma terk ettin; ne tutacak bir dal bıraktın ne de bir seferde bitirmeme izin verdin.
Hangi takvim dindirir bu dinmez sancıyı?
Hangi saat geri getirir çalınmış gençliğimi?
Hangi zaman unutturur bu derin ihaneti?
Öyle bir enkaz bıraktın ki geride; ne sığınacak bir çatım kaldı ne de huzur bulacak bir limanım,
Darmadağın ettin bütün dünyamı.
Sitemim arşa dayandı da senin o mermer yüreğine bir çizik bile atamadı; çünkü sen vicdanının kapılarını çoktan kilitledin.
Sen sevmeyi bir oyun sandın; sadece bir ruhu talan etmeyi, çiçeklerini ezip geçmeyi ve bir enkaz gibi kenara atmayı bildin.
Kemiklerimi kıran o sinsi soğuk gibi yerleşti yokluğun içime; ne söküp atabiliyorum bu acıyı ne de alışabiliyorum bu ağır sessizliğe.
Hangi hekim derman olur bu yıkıma?
Şifası sendeydi ama sen o kapıyı yüzüme bir daha açılmamak üzere vurdun.
Kurban ettiğin o tertemiz duyguların ahı elbet sarar boğazını; o zaman anlarsın bir insanın dünyasını başına yıkmanın ne demek olduğunu.
Dünyayı karşıma alacak kadar kördüm sana; beni bir hiç uğruna, gelip geçici bir heves yoluna harcamaktan hiç mi utanmadın?
Kendi yasımı tuttum bu karanlık odalarda; kimse sormadı bu neyin tükenmişliği diye.
Kimsesiz bir tabut gibi taşıdım bu aşkı.
Toprak bile isyan ederken bu kadar haksızlığa,
Sen bende bıraktığın o koca yıkımı en uzak köşelerden, keyifle izledin.
Hangi ellere verdin ellerimle büyüttüğüm o mukaddes emaneti?
Kime sattın avuçlarımda sakındığım o hayalleri?
Söylemeye korkardın ya hani bir zamanlar teninin üşümesini; bak şimdi sustuğun her yalan içimde devasa çığlara dönüştü.
Boğazıma kadar battım bu haksızlığa; ne bir yardım çağrısı çıkar artık benden ne de birinin beni kurtarmasına mecalim var.
Kendi yaralarımı kendi gözyaşımla yıkadım da tuzu hala canımı yakıyor; her nefeste batıyor, her kıpırdanışta ömrümden ömür alıyor.
Dilimin ucuna gelen ne varsa bir bir yuttukımdum,
Gidişin bir son değil,
İçimde her gün bin defa cançektiren
o büyük felaketin ilk anıdır.
Bu hesabı mahşere, adını da içimde dinmeyen bir sızıya bıraktım;
Artık sana helal edecek bir zerrem yok, adın batsın, adın sızı kalsın!
╰┈➤🤍Cemre yaman
5.0
100% (22)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.