9
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
99
Okunma

Yaz ortasında yazıyorum kar yanığı türküler
Güneşin yüzeyinde gecenin namlusuna
İnerdim gözlerimden sunarım toprağına
Sen papatya gibi kokan düşler yanar kokuna
Adın düşer izbe bir yalnızlığın ortasına
Sana kanardı pervane olurdu gölgem yanında
Gönlüme bir sızı düşerse her yangını sen sanırdım
Söyle bu nasıl bir hikâyedir sen akla beni
Ucu bucağı yok viran ateşlerin ortasındayım
Okuyamazlar ki dilimi tutulmaz elimdeki kalemim
Dökülmüş göğsümden harfler habersiz
Çözülmez ki sırrı aynaların karşısında
Sökülmüş yüreğimden sensiz kifayetsiz
Tarihin doğumundan beri toprağın bağrına
Vurur dökeriz yalancı ağlayışların koynunda
Savurur nefesi yüreksiz kalır bir kar tanesi
Sevmelerin kayboluşunda kavurur nefesi
Kim çözecek suskunluğun söyle bu dilini
Kim çekebilir düş sahnesinde söyle bizi
Saçların savrulurken rüzgârın boşluğunda
Bir tarafta şiirle yağmalanan umutlarla
Sesin yükselirken yüreğin dehlizlerinden
Nem oluşur gözlerimde duyulur kederim semada
Kaldırımlarda iz yok zemherinin yazı kışı yok
Sürüldüğüm yolların da su üstünde yüzü yok
Akla beni yollarında hüznün sen sancılarında
Faili belli bir ölüm soğukluğu tadı dudaklarda
Sana söylenecek çok cümle kuruldu da
Ateşler ortasında SENLİ Kerbela’nın yangınlarında
Tahammül edemezler acının aynalı sırrında
Kendimi kaybettim ruhumun karanlığında
Bakışların kınını çekmiş kılıç gibi deler sineyi
Güneşin yüzeyinde ayazında kalır üşütürüm
Sabahın beyazında güllerin kırmızısında
Sor beni Yusuf’un Züleyhâ avlusunda...
Erhan Çuhadar
5.0
100% (11)