1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
58
Okunma
Adam:
"Senin o bitmek bilmeyen diyet listen,
Sanki bir ferman, sanki bir işkence hüzünlüsün.
Pizzanın kenarını bana bırakıp,
’Aşkım kilo aldım mı?’ diye sormana bittim."
Kadın:
"Kilo değil o canım, içimdeki sevginin hacmi,
Sanki senin göbeğin çok mu atletik, çok mu gizemli?
Kumandayı eline alıp heykel gibi dikilmen,
Bence romantizmin en büyük, en acıklı dramı."
Adam:
"Çoraplarımın yerini sorma artık ne olur,
Onlar özgür ruhlu, kendi yollarını bulur.
Aşkımız bir masalsa eğer, ey güzel prenses,
Bu masalda neden hep bulaşık sırası bana vurur?"
Kadın:
"Bulaşık dediğin nedir? İki tabak, bir kaşık,
Senin kafan zaten ondan daha çok karışık!
Gözlerin yıldız gibi parlıyor derken dün gece,
Meğer arkamdaki televizyona bakıyormuşsun, ne yazık!"
Adam:
"Televizyon değil o, senin gözlerinin yansıması!
(Tamam kabul, maçın da vardı biraz havası...)
Ama gel gör ki Muhlise, bu didişme olmasa,
Tuzsuz bir yemeğe benzerdi ömrün geri kalanı."
Kadın:
"Tuzsuz yemek demişken, yine yakmışsın soğanı,
Ama neyse, affettim bu seferlik bu yalanı.
Aşk atışmaksa eğer, ben galibim sevgilim,
Hadi git de bari demle şu akşamın çayını!"
5.0
100% (2)