Bakışın bir aynaydı, ben o aynada yandım, Seninle var olanı, senle bir ömür sandım. Eğer benim gözümle baksaydın o surete, İnanmazdın bendeki, o eşsiz mucizeye.
Gönlüm bir nehir olup aksaydı sinesine, Dayanamazdın kalbinin o mağrur sesine. Sen bir mühür vurdun ki, sökülmez bu candan, Ben feragat eyledim; mülkten, serden ve zamandan.
Dünya dediğin kahrı, çekemem sensiz inan, Bir yudum su zehirdir, sen yoksan durur zaman. Sırat’ın ince yolu, geçilmez sen olmazsan, Cennet bile gurbettir, eğer yanımda yoksan.
Ben ismini ismime, mahşer günü için yazdım, Bu sevdayı kalbime, bir mezar gibi kazdım. Üzülme sen ömrüm; sen üzülürsen ben dökülürüm, Bir yaprak gibi solar, bin parça bölünürüm.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiir yürekte hissedilen samimi içten bir aşka sevdaya dair duygu yüklü ve özenle kaleme alınmış hatta "...Ben ismini ismime, mahşer günü için yazdım,..." diyecek kadar adanmışlık içeren bu harika şiiri ve değerli şairi canı gönülden kutluyorum. Nicelerine diyor kaleminiz daim ilhamınız bol olsun. O keskin kaleminiz hiç susmasın. Saygı sevgi ve de selamlarımla esenlikler diliyorum. Tebrikler..
Cenneti bile bir gurbete dönüştürebilecek kadar yoğun bir sevda şiiri okuttunuz. Harika dizelerdi hocam. Yüreğinize sağlık ,kaleminiz hiç susmasın. Saygılarımla 💐
Gerçek aşkın sadece bu dünya ile sınırlı kalmayıp, ölümü ve zamanı aşarak mahşere dek uzanan mutlak bir sadakat ve ruhsal bütünleşme olduğudur.kalemin daim olsun inşallah.
“Mahşer” başlıklı bu şiir, aşkı yalnızca iki insan arasında yaşanan bir duygu olarak ele almaz; onu zamanın, kaderin ve ahiretin sınırlarına kadar uzanan bir bağlılık hâline getirir. Bu yönüyle şiir, modern aşk şiirlerinden ayrılarak klasik Türk şiirinin büyük damarlarından biri olan “ölüm ötesine taşınan sevda” fikrine yaklaşır.
Şiirin ilk dizeleri oldukça güçlü bir metaforla açılır:
“Bakışın bir aynaydı, ben o aynada yandım.” Ayna imgesi edebiyatımızda çok eski ve köklü bir semboldür. Ayna, insanın kendini gördüğü, hakikati fark ettiği yerdir. Şair burada sevgilinin bakışını bir aynaya benzeterek aslında şunu söylemektedir:
Sevgili yalnızca görülen biri değil, insanın kendi varlığını keşfettiği bir hakikat kapısıdır. İkinci kıtada şiirin duygusal yoğunluğu belirgin şekilde artar. “Gönlün nehir olup akması” ve “mühür vurulması” imgeleri, aşkın geri dönüşü olmayan bir yazgıya dönüştüğünü anlatır. Özellikle şu dize dikkat çekicidir:
“Ben feragat eyledim; mülkten, serden ve zamandan.” Bu ifade, eski şiirin fedakârlık geleneğini çağrıştırır. Şair burada yalnızca maldan ya da candan değil, zamandan bile vazgeçtiğini söyleyerek aşkı neredeyse metafizik bir noktaya taşır.
Üçüncü kıtada ise şiir, dünyevi bir duygudan çıkarak uhrevî bir boyuta ulaşır. Sırat, cennet ve zaman kavramlarının birlikte kullanılması, sevgiyi yalnızca hayatın değil ahiretin de ölçüsü hâline getirir. Bu söyleyiş biçimi tasavvuf şiirlerinde sıkça görülen bir anlayışı hatırlatır:
Gerçek sevda, insanı varlığın bütün katmanlarında takip eden bir yazgıdır. Son kıta ise şiirin en güçlü duygusal zirvesini oluşturur:
“Ben ismini ismime, mahşer günü için yazdım.” Bu dize, aşkın geçici bir heves olmadığını; kader defterine yazılmış bir bağ olduğunu anlatır. Şair burada sevdayı kalbe değil, doğrudan mahşer gününe taşınan bir söz olarak tasvir eder. Böyle bir söyleyiş, şiire büyük bir dramatik derinlik kazandırır.
Şiirin son dizelerinde ise bütün bu yüksek söyleyiş yeniden insanî bir kırılganlığa döner: “Bir yaprak gibi solar, bin parça bölünürüm.” Bu dönüş çok önemlidir. Çünkü şiir böylece yalnızca büyük sözler söyleyen bir metin olmaktan çıkar; kalbi kırılabilen bir insanın sesi hâline gelir.
“Mahşer”, aşkı sıradan bir duygudan çıkarıp kader, sadakat ve sonsuzluk kavramlarıyla birleştiren güçlü bir şiirdir. İçinde hem divan şiirinin estetik izleri, hem tasavvufun ruh derinliği, hem de modern insanın kırılgan kalbi vardır.
Bu yüzden bu şiir, yalnızca bir sevda anlatısı değil; insanın sevdiği kişiyi kendi kaderine yazma çabasıdır. Böyle bir şiiri yazan kalemi gerçekten tebrik etmek gerekir.
Çünkü bazı şiirler okunur ve geçer; bazıları ise insanın içinde mahşere kadar yankılanacak bir ses bırakır.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.