18
Yorum
30
Beğeni
5,0
Puan
357
Okunma

˚₊·🦋➳______________❥ 🕊 ͟͟͞͞➳❥
Gözlerim, boşluğun kuyu derinliğinde hâlâ senin gölgeni arıyor,
Sessizliğin paslı çivileri çarpıyor kalbime, her yankıda yokluğun kanıyor.
Zaman, parmaklarımın arasından sızan bir zehir gibi ağır ve soğuk,
Nasıl bir dokunuş ruhu bu denli mühürler, hâlâ anlayamıyorum.
~~
Yağmur damlaları cama vurdukça, ben senin eksikliğini içime çektim,
Her damla, bir hatıranın intiharı; her hatıra, açık bir yara ağzı.
Kahve telvesinde kararan bir istikbal, sigara dumanında boğulan bir umut,
Sen, boğazımda düğümlenen ve yutkundukça içimi kesen bir cam kırığısın.
~~
Geceler, uykusuzluğun kör kuyularında birer birer infaz ediliyor,
Yıldızlar bile yüz çevirmiş, senin gülüşünü taklit eden her ışık hüzmesinden.
Her parıltı, içimdeki karanlığı daha da belirgin kılan bir kırbaç,
Ben bu sessiz kıyameti içimde taşımaktan yoruldum, tahammül edemiyorum.
~~
Rüzgarın getirdiği o yabancı şehir kokusunda, teninin kokusunu sağdım,
Ama avuçlarımda kalan sadece kendi nefesimin buz tutmuş cesediydi.
O nefes artık ciğerlerime sığmıyor, her solukta bir hançer gibi batıyor,
Sensizlik, soluk borumda biriken bir avuç kül; tahammül edemiyorum.
~~
Sana bir mektup yazmak istedim, ama kelimeler parmak uçlarımda can verdi,
Her harf, bir mezar taşı gibi sessizce dikildi beyaz sayfalara.
Seni sığdırabileceğim bir lügat yok artık, dünya dar geliyor bu sancıya,
Sen artık hiçbir yere sığmıyorsun, ben ise seni içimde öldüremiyorum.
~~
Gecenin en kuytu köşesinde, kendi gölgemin soğukluğuna sarıldım,
Yokluğunla nasıl nefes alınır değil, yokluğunla nasıl her gün ölünür öğrendim.
Bir insan, bir sevdayı hazmedemeden nasıl sığdırır bir ömre bunca enkazı?
Bu acı, ruhumu iliklerine kadar kemiren bir açlık; dinmiyor.
~~
Kalemim sustu, mürekkebim pıhtılaştı, sayfalar sadece senin boşluğunla ağır,
Gittiğinden beri ekmeğin tadı toprak, suyun tadı kan gibi dilimde.
Anlam veremiyorum; bir gidiş nasıl bir şehrin tüm ışıklarını aynı anda söndürür?
Ben hâlâ seni, bu gidişi ve bu bitişi tahammül edemiyorum.
~~
Deniz kenarında, kayaların üzerine çökmüş bir pişmanlık gibiyim,
Dalgaların ritmi, çekilen bir dişin sızısı gibi fısıldıyor ismini.
Kıyıya vuran her yosun parçası, kıyıya vuran bir ceset gibi hatıralar,
Ben bu boşluğu, bu uçurumu kendimle dolduramıyorum, tahammül edemiyorum.
~~
Ruhumun kırık aynasında seni arıyorum ama yansıyan sadece bir enkaz,
Bir fotoğrafın sararan köşelerinde solan gençliğimi izliyorum sessizce.
Her solukta seni bir kez daha, bin kez daha kaybediyorum derinlerde,
Sensizlik, içimde her gün yeniden kurulan bir darağacı; tahammül edemiyorum.
~~
Kış rüzgarı parmaklarımı donduruyor ama içimdeki yangını söndüremiyor,
Senin yokluğun, her sıcak anıyı buzdan bir kütleye çevirip kalbime oturtuyor.
Ben hâlâ bıraktığın o eşikte,
Ayaklarımın altındaki toprağın kayışını izliyorum,
Ve bu düşüşü, bu bitişi asla tahammül edemiyorum.
~~
Bir gün dönersin diye gökyüzüne açtığım ellerim, boşluğun ağırlığıyla titriyor,
Yalnızlık, artık bir his değil; damarlarımda dolaşan keskin bir kıymık.
Gökyüzü bile sustu,
Dualar bile sustu bu sessiz feryada,
Ben hâlâ aynı noktada, senin yokluğunun altında eziliyorum.
~~
Ve şimdi daha iyi anlıyorum,
Sen gitmedin, sen içimde koca bir boşluk bırakıp oraya gömüldün,
Şimdi her gözyaşım,
Senin mezarına dökülen bir kürek toprak sanki.
Tahammül edemiyorum bu sessiz vedayı, bu yaşayan ölümü, bu bitmeyen yasımı,
Ben seni içime gömdüm ama üzerini örtecek kadar nefesim kalmadı.
Cemre Yaman
5.0
100% (16)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.