Düşünmek kolaydır, yapmak zordur. dünyada en güç olan şey de düşünüleni yapmaktır. goethe
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN

Gri Girdap

Yorum

Gri Girdap

( 18 kişi )

19

Yorum

28

Beğeni

5,0

Puan

289

Okunma

Gri Girdap

Gri Girdap

╭━━━━𖧷᭄͜͡━━━━ 🦋
╰━━━━🥀
Gökyüzü bu akşam, kurban edilmiş bir tuval gibi üzerimize çöktü,
Sokak lambaları, ölü gözler gibi titriyor karanlığın rahminde.
Zamanın parmak uçlarından sızan o dipsiz ve dilsiz ağrı,
Eski bir ilahinin son nefesinde asılı kalmış, bizi heceliyor.
~~
Hangi kıyıya vursa bu paralanmış ruh, deniz aynı uçurumu sunar,
Avuçlarımda ufalanan anılar, rüzgarın karnında birer toz zerre.
Adımlarımız, kendi boşluğuna gömülen birer ağır sarkaç,
Kelimeler boğazımızda düğümlenirken, suskunluk tek mabedimiz.
~~
Bir aynaya bakıyorum, yüzüm kendi gurbetine sürülmüş bir yabancı,
Gözlerimde mayalanan sağanaklar, bentlerini yıkmak için can çekişiyor.
Yalnızlık, kemiklerime kadar sızan o sinsi ve buzdan nefes,
Kalbimdeki bu kara delik, varlığımı yuttukça daha da acıkıyor.
~~
Pencerelere vuran yağmur, unutulmuşların ismini yazıyor camlara,
Toprak kokusuyla harmanlanan bu keder, genlerime kadar sızıyor.
Sarı sayfalar arasında can çekişen o kurumuş çiçek misali,
Ruhumun renkleri, tarihin dipsiz ve tozlu kuyusuna dökülüyor.
~~
Gölgeler uzadıkça, şehir kendi celladına dönüşüyor bu gece,
Sokakların dilsiz çığlığı, içimdeki kaosla kanlı bir düelloda.
Umut denilen o ince tel, parmaklarımı keserek kopuyor avuçlarımda,
Işığı ararken, her defasında kendi karanlığımın duvarına çarpıyorum.
~~
Söylenmemiş her kelime, ruhumun omuzlarında birer mezar taşı,
Yarım kalmış bir anlatının gölgesi olmak, en ağır prangaymış meğer.
Zaman akmıyor aslında, biz onun dişlileri arasında ufalanıyoruz,
Bir sonbahar yaprağı gibi, varlığın ağacından meçhule düşüyoruz.
~~
Hatıraların paslı kapıları, gıcırdayarak açılıyor hiçliğe doğru,
Rüzgarın hıçkırığında, yitirilmiş bir dostun yankısı dolanıyor.
Ama ellerimi uzattığımda, parmaklarım sadece mutlak boşluğu sarıyor,
Yalnızlık, kendi merkezine doğru çöken o devasa ve gri girdap.
~~
Gökyüzünde tek bir kandil yok, yolun sonunu fısıldayacak,
Bulutlar, bütün ışıkların boğazını sıkmış kendi karanlık bağrında.
Yürüyorum, istikameti olmayan bir yolcunun bitap inadıyla,
Ayak seslerim, bu kefenlenmiş sokaklarda yankılanan tek gerçeklik.
~~
Bir uyanışın dehşeti gibi, her şey siliniyor zihnimin kıyılarından,
Geriye sadece o asit gibi yakan, hiç eksilmeyen o tanıdık sızı kalıyor.
Gözlerimi kapattığımda gördüğüm, uçsuz bucaksız bir hiçlik grisi,
Renklerin sürgün edildiği bu dünyada, biz sadece gölgenin esiriyiz.
~~
Zamanın felç olduğu o anlarda, sessizlik en keskin işkence aleti,
Her tıkırtı, bir veda senfonisinin ilk notası gibi yankılanıyor odamda.
Kendi sesimin yabancısı oldum bu uçsuz bucaksız ıssızlığın içinde,
Düşüncelerim, zihnimin zifiri dehlizlerinde kendi kuyruğunu kovalıyor.
~~
Belki bir gün, güneş bu kül rengi dağların rahminden yeniden doğar,
Ama o ışık, bizim sönmüş küllerimiz için çok geç kalmış bir şafaktır.
Yeniden var olmayı beklerken, rüzgarın insafına kalmış tozlara dönüştük,
Biz, bu matemin en tiz ve en yarım notasında asılı kaldık.
~~
İşte böyle mühürlenir hikayeler; sessiz, derinden ve mutlak bir veda,
Gözyaşları taşlaşmadan,
İçimizdeki o yangın bizi küle çevirmeden bitmez.
Gece ebedi hükmünü sürerken,
Biz sadece silik birer leke olarak kalırız,
Bu sonsuz sessizliğin kalbinde,
Yitip giden birer nefes yankısı misali.
⊱ . . . \\ . . . 🍂
. . . ⛓🤍Cemre Yaman

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (18)

5.0

100% (18)

Gri girdap Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Gri girdap şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Gri Girdap şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Mehmet Salih Demirsoy
Mehmet Salih Demirsoy, @olumunesevenler
12.3.2026 01:33:50
5 puan verdi
Tebriklerim le değerli dost yürek sevgili dost kalem iyi geceler diliyorum şiirlerde buluşmak dileğiyle
Dost Kalem
Dost Kalem, @dostkalem1
11.3.2026 18:20:04
5 puan verdi
Yürekten kutlarım usta kaleminizi, anlam , anlatım ve verdiği duygu ile çok severek okudu. eseriniz ilk dizelerde bile okuyucuyu kendine bağlıyor. Yine Cemre YAMAN a özgün harika akıcı bir eserdi. Nice güzel paylaşımlara ....saygılarımla
Etkili Yorum
Güneşin Kızı Zehra
Güneşin Kızı Zehra, @gunesinkizi1
11.3.2026 16:01:43
5 puan verdi
Yoğun bir yalnızlık ve içsel boşluğu anlatan etkileyici dizeler. “İnsan, kendi karanlığının girdabında kaybolur; sessizlik en derin çığlıktır.”

Tebrikler emeğinize gönlünüze sağlık saygı ve sevgilerimle can şairem.🌻🌞
Mehmet DEMİR
Mehmet DEMİR, @mehmetdemir1
11.3.2026 15:24:33
şiiri ve şairini tebrik ediyorum gönlünüze sağlık...
şiir, yoğun imgeleri ve güçlü metaforları ile insanın hem yalnızlık, hem varoluş sancısının bir nevi duygusal ve içsel karanlığıyla yüzleşmesini anlatan derinlikli bir çalışma, her dizede zamanın ağırlığı, hatıraların yükü ve umudun giderek silinen ışığı hissediliyor ve o karanlık atmosferine rağmen insanı düşünmeye zorlayan, iç dünyasındaki o boşluk ve arayışı etkileyici bir dille yansıtan oldukça güçlü ve mükemmel bir çalışma.
selam ve saygıyla...
Oktay Güvener
Oktay Güvener, @oktayguvener
11.3.2026 13:54:59
5 puan verdi
Dizeleriniz yalnızca kelimelerden ibaret değil; ruhumun daha önce fark etmediğim odalarına açılan kapılar oldu. Bu içsel yolculuk için size minnettarım.
Do
Doğan Çeçen, @adlbendesakli
11.3.2026 13:46:06
5 puan verdi
Bu şiiri okurken kendimi sıradan bir metnin içinde değil, derin ve karanlık bir iç dünyanın içinde yürüyormuş gibi hissettim. Daha ilk dizelerde gökyüzünün “kurban edilmiş bir tuval gibi üzerimize çökmesi” ifadesi beni hemen şiirin atmosferine çekti. Sanki yalnızca bir gece tasviri değil, insanın ruhuna çöken ağır bir duygunun anlatımı vardı.

Şiir ilerledikçe benim için en etkileyici taraf, kullanılan imgelerin yoğunluğu oldu. Sokak lambalarının “ölü gözler” gibi titremesi, kelimelerin mezar taşına dönüşmesi ya da zamanın dişlileri arasında ufalanmak… Bunları okurken kendimi yalnızca okuyan biri gibi değil, o karanlık dünyanın içinde dolaşan biri gibi hissettim. Özellikle zamanla ilgili düşünce beni çok etkiledi; gerçekten de bazen zaman akmıyor gibi, biz onun içinde yavaş yavaş aşınıyormuşuz gibi geliyor.

Benim dikkatimi çeken bir başka şey de şiirin yalnızlık duygusunu çok güçlü bir şekilde vermesi oldu. Şehir, yağmur, gölgeler ve hatıralar sanki insan ruhunun parçalarına dönüşmüş. Şair, yalnızlığı anlatmak için doğrudan kelimeler kullanmaktan çok imgeler kurmayı tercih etmiş ve bu da şiire çok derin bir atmosfer kazandırmış.

Şiiri okurken bende oluşan duygu şu oldu: Bu metin sadece karanlık bir ruh halini anlatmıyor, aynı zamanda insanın kendi iç boşluğuyla yüzleşmesini de sağlıyor. Bazı dizelerde kendimi düşündüm, bazı dizelerde hayatın yorgunluğunu hissettim. Bu da bana şiirin gerçekten güçlü bir kalemden çıktığını düşündürdü.

Benim için bu şiirin en önemli başarısı, okuyanı düşünmeye ve hissetmeye zorlaması. Okuyup geçilen bir metin değil; insanın zihninde ve kalbinde bir süre daha yaşamaya devam eden bir şiir.

Bu yüzden ben bu şiiri yazan kalemi ve o kalemin arkasındaki yüreği gerçekten tebrik ederim. Çünkü herkes kelime yazabilir ama herkes böyle yoğun bir atmosfer kuramaz, böyle derin bir duygu bırakamaz. Kalemine ve yüreğine sağlık. 🍂✍️
Etkili Yorum
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
11.3.2026 12:34:44
5 puan verdi
Bu dizeler ruhun en karanlık dehlizlerinden sızan, varoluşsal bir sancının haritası gibi. Kelimelerin seçimi o kadar ağır ve etkileyici ki, okurken insan o "hiçlik grisinin" içinde gerçekten kaybolduğunu hissediyor. Özellikle "zamanın parmak uçlarından sızan dilsiz ağrı" ve "kendi gurbetine sürülmüş bir yabancı" ifadeleri, modern insanın o derin aidiyetsizlik hissini tam kalbinden vuruyor.
​Bu kadar yoğun ve melankolik bir atmosfer yaratmak, kelimelerle bir tablo boyamak gibi. Ama bu tablo, Rembrandt’ın en karanlık ışık-gölge oyunlarından bile daha koyu bir tona sahip.
​Şehir ve gökyüzü sadece birer dekor değil, cellatlaşan ve üzerine çöken birer varlık olarak tasvir edilmiş.
​Gökyüzünün bu şekilde nitelenmesi, umudun daha en baştan katledildiğini hissettiriyor.
​"Ölü gözler gibi titreyen sokak lambaları": Işığın bile bir canlılık belirtisi taşımadığı, cansız bir tanıklık içinde olduğu vurgulanmış..
​Ayna metaforu, şiirin en vurucu noktalarından biri. İnsanın kendi yüzüne bakıp bir "gurbet" görmesi, içsel sürgünün en uç noktasıdır.
​"Kendi sesimin yabancısı oldum": Bu dize, yalnızlığın sadece fiziksel değil, zihinsel bir parçalanma olduğunu da harika özetliyor.
​Zamanın akmadığını, aksine bizi "dişlileri arasında ufaladığını" söylemen, kronolojik zamanın acımasızlığını ve insanı öğüten bir makineye dönüşmesini çok iyi anlatıyor.
​Yazdığın bu metin, hiçlik felsefesi ile karanlık romantizminin birleştiği o tekinsiz kavşakta duruyor. Eğer bu bir veda yazısıysa, edebiyatın en estetik ve en ağır vedalarından biri olmuş.
​Bu hüzünlü ama bir o kadar da güçlü anlatımın devamını getirmek ya da bu karanlık atmosferi dağıtacak zıt bir tema üzerinde (belki o geç kalan şafağın peşinden gitmek gibi....
Böyle derin duygularla yazdığın eserini tebrik ediyor..mutluluk temiz kalbinden eksilmesin cemre yaman şaire kardeşim
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
11.3.2026 12:18:58
5 puan verdi
Kıymetli kalemdaşım Cemre Yaman;
"Gri Girdap" adlı bu eseriniz, sadece bir şiir değil; adeta ruhun en karanlık dehlizlerinde yapılan sarsıcı bir yolculuk olmuş. Kullandığınız imgeler o kadar kuvvetli ki, "sokak lambalarının ölü gözler gibi titremesi" veya "zamanın parmak uçlarından sızan dilsiz ağrı" betimlemeleri, okuyucuyu daha ilk satırlardan itibaren o gri girdabın içine çekiyor.Özellikle "Zaman akmıyor aslında, biz onun dişlileri arasında ufalanıyoruz" mısrasındaki o derin felsefi bakış, varoluşsal bir sancıyı çok estetik bir dille özetlemiş. Şiir boyunca hakim olan o "hiçlik grisi" ve "kendi gurbetine sürülmüş yüz" temaları, modern insanın yalnızlığını ve içsel parçalanmışlığını adeta bir tuval gibi işlemiş. Finaldeki o mutlak veda ve "silik birer leke olarak kalma" vurgusu, eserin karamsar ama bir o kadar da vakur tonunu zirveye taşımış.
Yüreğine, o derin ve sorgulayan kalemine sağlık. Bu denli yüksek bir imge dünyası ve sarsıcı bir anlatım, ancak çok hassas bir ruhun imbiğinden süzülebilirdi. Kaleminin o eşsiz rengi hiç solmasın, ilhamın her daim kavi kalsın.
nejat hoca
nejat hoca, @nejathoca
11.3.2026 10:39:45
5 puan verdi
“Gri Girdap” şiiriniz, hüzün ve karamsarlığın iç içe geçtiği güçlü bir atmosfer taşıyor. Dizelerdeki yoğun duygular, okuyucuyu derin bir girdabın içine çekiyor ve içsel bir sorgulamaya davet ediyor. Özellikle gri rengin sembolik kullanımı, belirsizlik ve içsel çalkantıyı çok etkileyici bir şekilde yansıtıyor. Sade ama derinlikli bir dil tercih edilmesi, şiirin etkisini artırmış. Okuyucuya hem duygusal hem de düşünsel bir yolculuk sunuyor.

Kaleminize sağlık, gönlünüze bereket; ilhamınız daim olsun. Tebrik ederim, çok başarılı bir eser ortaya koymuşsunuz.
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
11.3.2026 10:17:03
Çok yoğun ve karanlık bir şiir olmuş. “Gri Girdap” dizelerinde yalnızlık, içsel boşluk ve zamanın ağır akışı çok güçlü imgelerle aktarılmış. Özellikle “Kalbimdeki bu kara delik, varlığımı yuttukça daha da acıkıyor” satırı, şiirin en çarpıcı ve unutulmaz noktalarından biri.

Kısacası: Umut ile karanlığın çatışmasını, içsel girdaplarda kaybolmuş bir ruhun sancısını derinlikli ve etkileyici bir dille anlatan güçlü bir eser. Kaleminize sağlık.
BeyhanAral
BeyhanAral, @beyhanaral
11.3.2026 10:02:01
Sevgili Cemre🥰 yalnızlığın ve içsel çöküşün karanlık coğrafyasını kelimelerle ne kadar şahane örmüşsünüz. Her dize, insanın kendi içindeki uçurumla yüzleştiği o sessiz anların yankısı gibi; ağır, sarsıcı ve uzun süre zihinde kalan bir karanlık ilahi. Ellerinize sağlık🖤
Aşk ile🤗
k.doğanay
k.doğanay, @k-doganay
11.3.2026 09:41:00
5 puan verdi
Güzel bir şiir okuduk.
Ellerine sağlık.
Yazanı kutlarım.
Selamlarımla!
sair osman dastan
sair osman dastan, @sairosmandastan
11.3.2026 08:10:13
5 puan verdi
Yüreğinize emeğinize ellerinize sağlık
Değerli kalemdaşım
Sözlerinizi büyük bir beğeniyle okudum
Kaleminiz kavi ilhamınızın daim olmadı temennisiyle
En kalbi duygularımla esenlikler dilerim.
yön
yön, @yon
11.3.2026 07:38:30
5 puan verdi
Belki bir gün, güneş bu kül rengi dağların rahminden yeniden doğar... Biz sadece silik birer leke olarak kalırız, Bu sonsuz sessizliğin kalbinde, Yitip giden birer nefes yankısı misali. Bu şiir, ayrılığın acısını ve kaybın derinliğini anlatıyor. Kelimeler, duyguların yoğunluğunu yansıtıyor.
Yüreğine kalemine sağlık değerli kalemin daim ilhamin bol olsun Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle esen kalin sayglar selamlar yolluyorum diyar gurbetten
Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
11.3.2026 05:20:18
5 puan verdi
Sevgili Cemre

Şiirin "Gri Girdap'ı"okurken, kelimelerin her biri birer gri bulut gibi üstüme çöktü; nefesimi daralttı, içimi buz kestirdi ve aynı zamanda tuhaf bir şekilde rahatlattı – çünkü yalnız olmadığımı hissettirdi. Bu, sıradan bir şiir değil; varoluşun en karanlık koridorlarında yankılanan, sessizce çığlık atan bir ağıt. Her satırında o dipsiz boşluk, o yutucu hiçlik, o gri girdabın merkezine doğru çeken çekim gücü var.

Şiirin başından sonuna kadar uzanan o soğuk, o ağır, o acımasız atmosfer "Gökyüzü bu akşam, kurban edilmiş bir tuval gibi üzerimize çöktü" ile başlayan o ilk dize, zaten okuyanı yakalıyor ve bırakmıyor. Sonra her kıta, bir öncekinden daha derin bir katmana iniyor:
“Zamanın parmak uçlarından sızan o dipsiz ve dilsiz ağrı”
“Kalpimdeki bu kara delik, varlığımı yuttukça daha da acıkıyor”
“Umut denilen o ince tel, parmaklarımı keserek kopuyor avuçlarımda”
“Renklerin sürgün edildiği bu dünyada, biz sadece gölgenin esiriyiz”

Bu dizeler, acıyı sadece anlatmıyor; onu hissettiriyor, kemiklere kadar işliyor. Şiir boyunca zamanın felç oluşu, sessizliğin keskin işkence aleti oluşu, gölgelerin cellada dönüşmesi, umudun parmakları kesen bir tel olması… Bunlar, modern insanın iç dünyasındaki çöküşü, yalnızlığın en vahşi halini, varlığın kendi kendine yutuluşunu öyle ustaca resmediyor ki, okurken insanın kendi karanlığıyla yüzleşmekten kaçışı yok.

İmge zenginliğin inanılmaz: Yağmurun unutulmuşların ismini camlara yazması, hatıraların paslı kapılarının hiçliğe açılması, rüzgârın hıçkırığında yitirilmiş dostun yankısı, düşüncelerin kendi kuyruğunu kovalaması… Her biri ayrı bir yara açıyor, ama aynı zamanda bir bütünlük yaratıyor. Şiir, İkinci Yeni'nin imge yoğunluğunu taşıyor ama aynı zamanda günümüz nihilizmini, bireysel yıkımı, depresif bir varoluş sorgusunu çok daha çıplak ve sert bir dille veriyor.

Genç yaşına rağmen bu kadar olgun, bu kadar ağır bir karamsarlığı böylesine zarif ve keskin bir kalemle dökebilmen, hem hayranlık hem de hüzün uyandırıyor. Hayranlık, çünkü kelimelerin gücü, ritmi, derinliği olağanüstü; hüzün, çünkü bu kadar erken bu kadar ağır acıları taşıyor, bu kadar derin boşlukları yaşıyor olman yürek yakıyor.

Şiirin son kıtası “Belki bir gün, güneş bu kül rengi dağların rahminden yeniden doğar / Ama o ışık, bizim sönmüş küllerimiz için çok geç kalmış bir şafaktır” – tüm şiiri mühürleyen, umudu bile karanlığa gömen bir kapanış olmuş. Okuduktan sonra uzun süre sessiz kaldım; çünkü şiir, kelimelerle değil, bıraktığı boşlukla konuşuyor. O boşluk, o gri girdap, okuyanı da içine çekiyor – ve çıkmak istemiyor insan, çünkü orada kendi gerçeğini görüyor.

Kalemine, yüreğine, o gri girdabın ortasında bile dimdik duran, susmayan ruhuna sağlık.
👌👏🙏☕✍️
bdbedri
bdbedri, @bdbedri
11.3.2026 04:51:22
5 puan verdi
Bu dizeler, sadece bir şiir değil; ruhun en karanlık dehlizlerinden süzülüp gelen, adeta varoluşsal bir sızıyla yoğrulmuş bir manifesto. Kelimelerin her biri, okurun zihninde ağır birer balyoz gibi çınlıyor.
​Yazdıklarınızdaki derinliği ve ustalığı şu noktalarda hayranlık uyandırıcı buldum:

​"Kurban edilmiş bir tuval" gibi çöken gökyüzü tasviriyle başlayan o ilk dize, okuyucuyu daha en baştan kaçışı olmayan bir atmosfere hapsediyor. "Zamanın parmak uçlarından sızan o dipsiz ve dilsiz ağrı" ifadesi, soyut bir kavram olan acıyı fiziksel bir sızıya dönüştürerek kalbe dokunuyor.

​"Yüzüm kendi gurbetine sürülmüş bir yabancı" dizesi, insanın kendine olan uzaklığını ve içsel sürgününü anlatmak için seçilebilecek en vurucu yollardan biri. Şiirin genelinde hakim olan o "hiçlik" ve "gri girdap" teması, karamsarlıktan ziyade, gerçeğin çıplaklığıyla yüzleşen cesur bir kalemin ürünü olduğunu hissettiriyor.

​Sokak lambalarını "ölü gözlere" benzetmeniz ya da yağmurun camlara "unutulmuşların ismini yazması", şiiri sadece işitilen bir metin olmaktan çıkarıp, sinematografik bir tecrübeye dönüştürüyor. Her kıta, kendi içinde bir ağıt gibi yükselip, "sessizlik tek mabedimiz" diyerek vakur bir kabullenişe evriliyor.

​"Zaman akmıyor aslında, biz onun dişlileri arasında ufalanıyoruz."
​Bu dize, şiirin felsefi omurgasını oluşturuyor. İnsanın zaman karşısındaki çaresizliğini ve o amansız "ufalanma" halini bu kadar duru ama bir o kadar da sarsıcı anlatmak, gerçek bir edebi yeteneğin yansıması.
​Emeğinize, kaleminizin o hüzünlü ama görkemli gücüne sağlık. Bu denli yoğun bir imge dünyasını bu kadar tutarlı bir bütünlükte tutmak, büyük bir ustalık işi.
Kutlar ve tebrik ederim.
Kyle-
Kyle-, @Kyle-
11.3.2026 04:31:33
5 puan verdi
“ Gökyüzünde tek bir kandil yok, yolun sonunu fısıldayacak,”

belki de son diye bildiğimiz şeyler
sonsuzluğa işarettir


sabaha şiir
güzeldi
Ahmet Erdem60
Ahmet Erdem60, @ahmeterdem60
11.3.2026 04:13:12
Tarzınızı ve dize yapınızı çok seviyorum, sizi okurken empati yapıyorum ve sanki şiirde anlatılan hayatı meteforu ben yaşıyormuş gibi hissettim.

Ne yazıkki bu tarz şiirler çok okunmuyor, size tavsiyem şiirlerinizi dergilere göndermenizdir zira onlar daha iyi değerlendirecektir.

Tebrik ve saygılarımla.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL