Sahip olduğunuz koşulları değiştirmek için, önce farklı düşünmeye başlayın. norman vincent peale
ZAMAN.DE
ZAMAN.DE

Beş Dakika

Yorum

Beş Dakika

( 2 kişi )

1

Yorum

4

Beğeni

5,0

Puan

148

Okunma

Beş Dakika

Beş Dakika

Ben artık “beş dakika” lafını duyunca eskisi gibi düşünemiyorum.

Çünkü bazı kadınlar için beş dakika sadece bir zaman ölçüsü değil. Bir uçurum. Bir kırılma. Bir ölüm aralığı.

Haberleri açıyorum. Yine aynı cümle:

“Bir kadın daha öldürüldü.”

Sonra spiker başka habere geçiyor. Hava durumu, ekonomi, trafik… Dünya hiçbir şey olmamış gibi akmaya devam ediyor.

Ama ben o cümlede takılı kalıyorum.

Çünkü ben biliyorum.

O kadın bir anda ölmedi.

Bir anda kimse ölmez zaten.

Önce korku girer hayatına.
Sessizce.
Kimse fark etmeden.

Sonra tehditler gelir.

Başta küçük gibi görünür. Bir bakış. Bir söz. Bir kapının sert kapanışı. Bir telefonun gece yarısı çalması.

Sonra yavaş yavaş büyür.

Bir kadının omuzlarına çöker o korku.
Yürürken arkasına baktırır.
Kapıyı kilitleyip kilitlemediğini üç kez kontrol ettirir.
Telefona gelen her bildirimde kalbini hızlandırır.

Ama dışarıdan bakınca hayat normal görünür.

İnsanlar işe gider.
Otobüsler kalkar.
Kafelerde kahve içilir.

Dünya her zamanki gibi döner.

Ve tam da bu yüzden kimse fark etmez.

Birileri duyar ama susar.
Birileri görür ama bakmaz.
Birileri bilir ama karışmaz.

“Bizi ilgilendirmez.”
“Aile meselesi.”
“Onların arasında.”

Bu cümleler söylenirken kimse fark etmez ama aslında başka bir şey büyür.

Sessizlik.

Duvarlar kadar kalın, gece kadar ağır bir sessizlik.

O sessizlik evlerin içine yerleşir.
Koridorlarda dolaşır.
Kapıların arkasına saklanır.

Bir kadının yalnızlığını büyütür.

Sonra bir gün o beş dakika gelir.

Bir kapının ardında bir kadın vardır.
Belki bağırıyordur.
Belki yardım istemeye çalışıyordur.
Belki sadece nefes almaya çalışıyordur.
Belki de kimse duymasın diye sesini bile çıkaramıyordur.

Çünkü bazı korkular bağırmayı bile unutturur insana.

Ve dışarıda bir dünya vardır.

Kulaklarını kapatan bir dünya.

Ben bazen düşünüyorum… belki de o kadınları öldüren sadece o adamlar değil.

Belki onları öldüren şey biraz da bizim gecikmemizdir.

Bir kapıyı çalmaya geç kalmamız.
Bir telefona sarılmaya geç kalmamız.
Bir kadının gözlerindeki korkuyu ciddiye almaya geç kalmamız.

Bir şeylerin gerçekten kötüye gittiğini kabul etmeye geç kalmamız.

Sadece beş dakika.

Beş dakika önce biri kapıyı çalsa ne olurdu?
Beş dakika önce biri polisi arasa ne olurdu?
Beş dakika önce biri “dur” diye bağırsaydı ne olurdu?

Belki hiçbir şey değişmezdi.

Belki yine aynı son olurdu.

Ama belki de bir kadın hâlâ yaşıyor olurdu.

Belki ertesi sabah uyanıp penceresini açardı.
Belki işe giderdi.
Belki arkadaşına mesaj atardı.
Belki bir gün daha yaşardı.

Bir gün bile bazen bir ömür kadar değerlidir.

Ama biz o beş dakikayı hep kaybediyoruz.

Her seferinde.

Her haberde.

Her kadında.

Ben artık buna sadece cinayet diyemiyorum.

Bu bir gecikme.

Bir toplumun korkunç, utanç verici gecikmesi.

Çünkü cinayet sadece o an işlenmez.

Cinayet bazen yıllarca süren bir görmezden gelmenin sonunda gelir.

Bir kadının korkusu küçümsendiğinde.
“Abartıyorsun” denildiğinde.
“Sabret” denildiğinde.

O sabır birikir.

O korku birikir.

O yalnızlık birikir.

Ve sonunda o beş dakikanın içine sığar.

Ben bazen hayal ediyorum.

Bir şehir düşünün.

Bir kadın bağırıyor ve herkes duyuyor.

Bir kapı çarpıyor ve biri gidip soruyor.

Bir tehdit duyuluyor ve kimse susmuyor.

Böyle bir şehirde belki o beş dakika hiç yaşanmazdı.

Ama bizim şehirlerimiz sessiz.

Bizim sokaklarımız kulaklarını kapatmayı iyi biliyor.

Ve beni en çok çaresiz bırakan şey şu:

Her şey bittikten sonra herkes aynı cümleyi kuruyor.

“Nasıl oldu anlamadık.”

Ama ben anlıyorum.

Çünkü o kadınlar bir anda ölmedi.

Onlar, herkesin biraz biraz sustuğu o yerde,
insanlığın geç kaldığı beş dakikanın içinde öldü.

Ve biz hâlâ o beş dakikayı geri alamıyoruz.

Ne kadar bağırırsak bağıralım,
ne kadar yas tutarsak tutalım,
ne kadar öfkelenirsek öfkelenelim…

Zaman geri akmıyor.

Saatler geri dönmüyor.

Kapılar yeniden açılmıyor.

Ve bazı kadınlar için hayat,
sadece kimsenin zamanında gelmediği beş dakikada bitiyor.

Paylaş:
4 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Beş dakika Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Beş dakika şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Beş Dakika şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
9.3.2026 23:17:08
5 puan verdi
İnsanın boğazını düğümleyen bir feryat bu. Haber bültenlerinin sıradanlaştırdığı o 'bir kadın daha' cümlesinin arkasındaki omuzlara çöken korkuyu, kapı kilitlerini üç kez kontrol etme telaşını iliklerimize kadar hissettiriyor. 'Sessizliğin evlerin içine yerleşmesi' imgesi, asıl katilin sadece o eller değil, biraz da bizim 'bize ne' diyen kulaklarımız olduğunu kanıtlıyor. Kalemiyle bu sessizliği yırtmaya çalışan o dertli yüreğe ve bunu fark edip paylaşan size sağlık
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL