1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
28
Okunma

Bir tren istasyonunda unutulmuş valizler gibi,
Bekliyor içimde taşınmamış hatıralar.
Rayların pasında saklı bir yolculuk,
Ama hiçbir lokomotif gelmiyor artık.
Gökyüzü, yırtılmış bir harita gibi elimde,
Yolları silinmiş, yönleri kaybolmuş.
Rüzgâr, eski bir şarkının kırık notasını
Savuruyor kulaklarıma, eksik ve yarım.
Bir kandilin sönmüş ışığında titriyor yüzüm,
Zamanın çarkı dönmüyor, takılı kalmış.
Sorular var dudaklarımda, cevapsız ve ağır,
Her biri bir taş gibi düşüyor kalbime.
Bir defterin boş sayfasında uyuyor kelimeler,
Uyanmak istemiyor, çünkü yazılacak umut yok.
Kendi yankımı değil artık, kendi sessizliğimi dinliyorum,
Bir mezar taşı gibi dikilmiş içimdeki suskunluk.
Belki de kayıp ufuk, en gerçek menzildir,
Göz alabildiğine boşluk, ses alabildiğine yalnızlık.
Ve ben, kendi gölgemin peşinde yürüyen bir yolcuyum,
Çıkmaz bir yolun bitmeyen adımlarında…
5.0
100% (4)