0
Yorum
7
Beğeni
0,0
Puan
58
Okunma

Hoşça kal çocuk diyerek üzülmüyorum
Ardıma bir ölü yüz bırakacağım elbette
Toprağa yalnızca merhamet edilir
Put ovulmuş killer ve helvalar masum
Taşlara da şefaat edeceğim
Davut’un elinde ekmek yoktu
Diri, duru yanlarımı yok ettiğimde
Elimi silahlara ilah yaptım, savaştım da
Veda ederek gitmiyor ölüler, gördüm!
Saati yok solumanın, pişman da değilim
Keşkesiz bir salıncakta yaşarken
İpleri asanın Allah olduğunu bildim ve de bildirdim
Hüküm ve istek arasında sersem kaygılarım
Kınanacağımı bilerek darıldım, oysa
Sövdüğümde duvarlar yoktu etrafımda
Rızkıma dokunurken izler bıraktım kuşlara
Rahmanın iki parmağı yine kalbimde
Konuşunca belirsiz ıslaklıklar pelteleşiyor
Dudaklarıma değen güneşi kimse fark etmeden
Bölüyorum sözleri, karanlıklar üşengeç
İçi ham aşk dolgulu bir sessizlik peydahladım
Piçim namuslulardan daha mağrur ve us
Çiğ su kıvamlı döküntüler düşüyor gökten
Meleklerin sakar oyunlarına benzemiyor
İlah bir dert görmüş olacak,
Yağmur niçin soyunsun da insin
Şifa bekleyen otlar, hatta toprak da olur
Karıncalar üşenir doktora gitmelere
Çürümeye meyilli şeytan göremez insan
Yılan ölüleri insanlara ne kazandırır
Hep doğurgan olmadığında tohum
Cenin pıhtıları sızınca anlaşılsın
Eti insanlaştıran ruh, nesidir var olmanın
Gövdeleri biçilen ağaçlar su ile kandırıldı
Dağa nakışla işledim,
Koyunlara tembihim sağlam, ayet gibi değil
Çoban ile kasabın sevgisi asla denk değil
Pavyon masasında şiir silinir, şirk yazılır
Kadın baldırlarında tığlanmış inilti morluğu
Dalgın gözleri ırmak şehvetli kız
Şairleri öldürürcesine söylenir
Tufan görmüş baba, sana sesleniyorum
Irzıma bir gemi yap ve beni kurtar
Göğe yetişemiyorum Rab, ellerime sahip çık
Körler evinde dilsizim,
Her yer harap, her el çürük, her şey eksik