3
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
101
Okunma
Titremelerin dilinde mihraba uzanan ez cümleler ki,
ayın koynunda hasretle yanar, yanar da köze döner.
Yüreğine safi şiir damıtılmış bir şükür secdesi örter;
asma kilitlerde saklı huşu sağanağında
yanan gülüşlerin uykusu yine firari…
De hele
O son kusurda açan sine-i rahşan
Mekteb-i gazele değmiş su incisi
İklim düşüşünde direnç sancısı
Aklandığın ve saklandığın karanlığın
Hangi tortusu sindi
can kenarındaki adımlarına
İliklediğin göğün gri gözlerinde
esir olan giden midir,
Yoksa kalanmıdır zincire vurulan
Mahcup küsmelerin hırkasından dökülen ömür
Dili geçmiş engerek yolların külfeti midir bu
Yağmalanmış bulut sancılarını çıkarma gün yüzüne
Vah ki vah, yanan ehlin-i cühela cesaretine
Mısra mısra içtiğin ve satır satır öldüğün
Yazık değil midir gönül bahçene
Maharetli toprağın kabaran istilasında
Ne işin var de hele
Ağır yaşamı obrukların dili anlar,
dua susar...
Vecd makamında tül tül gömülmek nedir
Nedir intizarın gelin olmuş duvağı
Bereket başakları bile ölümlü anlasana..
Baktığın soluk kurak, hemhâl aynanın sırrıyla
Nezir dokunuşların, kafiyesiz gülüşlerinde saklı
onca gülüşün,
Kim kırdı seni
Bir Musevi adağında sunak nehri gibi
Kanlı bir hilal geçti gözlerinin karasından
İklim, iklim çöktü mabedimin avlusuna
Hele bir savur bozguna uğramış gülüşlerini
Güldür, gülüstandır içimdeki dünya.
Hepsi bu...
5.0
100% (6)