1
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
53
Okunma
Sessizliğimin içine gömüldüm,
Laf aramıza, pek de konforluymuş burası.
Ne bir vapur düdüğü, ne de komşunun kavgası;
Sanki dünyayı bir kutuya koyup kaldırmışlar,
Üstüne de "kırılacak eşya" yazmışlar.
Öyle derin ki bu sessizlik,
Cebimde kalan son bozukluğun sesi bile
Sanki koca bir meydanda bağırıyor.
Geçen gün bir martı geçti penceremden,
Hiç sesi çıkmıyordu, galiba o da benim gibi
Bir şeylere darılmıştı dünyaya.
Gökyüzünü boyadım dün gece,
Siyahın en koyusuna, kimse görmesin diye.
Hani Orhan diyordu ya, "Bedava yaşıyoruz" diye;
Doğru demiş üstad, ama bu sessizlik...
Bu sessizlik biraz pahalıya patlıyor insana,
Yalnızlıkla ödüyoruz faturasını.
Ayakkabılarım kapının önünde boynu bükük,
Gidecek yerleri yok, benim de niyetim.
Süha’ya selam söyleyin benden,
O anlar bu dertten, o bilir;
Bir rakı kadehinde nasıl boğulur insan,
Hiç su katmadan hem de.
Dışarıda hayat devam ediyormuş,
Gazeteler yine mühim şeylerden bahsediyor.
Bense burada, bu tozlu masanın başında,
Kendi sesimin yankısını bekliyorum.
Meğer ne çok gürültü biriktirmişim içimde,
Konuşmaya mecalim kalmamış.
Şimdi bir sigara yaksam, dumanı bile ağır gelir.
En iyisi susmak, en güzeli böyle;
Hiçbir kafiyeye sığmayan bu kederi,
Bir eski ceketin cebine bırakıp gitmek.
Sessizliğimin içine gömüldüm,
Üstümü örtmeyin, üşümüyorum.
5.0
100% (5)