10
Yorum
20
Beğeni
5,0
Puan
253
Okunma

Yani gidişinin tam da eylül tadından,
İçimde biriken o yarım kalmışlığın sızısından,
En çok da sustuklarımın sana ulaşmamasından yorgunum.
Beni geceye mahkûm eden her faniye,
Olduğundan daha çok kırgınım sana.
Kendimi ararken o kör karanlıkta,
Elma dedim, yine ölüm çıktı karşıma.
Oysa sen "işte bu sana ölümlerine bedel" dediğim,
Ruhumun kuytu köşelerinde yeşeren mucizemdin.
Hafızamda aşk var, karıştırıyorum galiba;
Mucizeler böyle mi biterdi her masalda?
Herhangi iki insanın karşılaşamayacağı gibi,
Karşılaşmıştık seninle o ıssız sokakta.
Birbirine kıyısı olmayan uzak kentleri,
Önce komşu yaptık, sonra daldım gözlerine.
Gri kentlerin beyaz çocukları kadar saftı umudum,
Ama senin gözlerin bir o kadar siyahtı.
Senin ellerin üşüdüğünde ben ağlardım eskiden,
Şimdi benim ellerim buz tuttu, peki sen neredesin?
Eskiden senin sızın benim kalbimi yakardı,
Şimdi benim yangınım bile senin kıyına varmıyor.
Bir oyunun tam da ortasındaydım oysa,
Saklanıyordum içimden, kaçıyordum her şeyden.
Sana sevmeyi öğrettiğim o günleri hatırla,
Kendimi unutma pahasına seni büyütmüştüm içimde.
Ama sen beni sevmeyi hiç öğrenemedin,
Kendi karanlığında boğdun ikimize dair ne varsa.
Susmak için yazıyorum bu sefer bu ağıdı,
Şehrin tam ortasında kalan o yetim yanımdan.
Bahsediyorum işte; yani senden, yani bizsizlikten,
Yani çoraklaşmış, anlamını yitirmiş kelimelerimden.
Buruşturulmuş kirli bir peçete gibi attığın o adımdan,
Sildiğin izlerimden, kirlettiğin anılarımdan bahsediyorum.
Bir zamanlar ezberin olan bu ismi, şimdi bir yabancı gibi,
Buruk bir kağıt parçası gibi fırlattın ya o uçsuz boşluğa...
Bir tek sen bilirdin benim bu yarımlığımı,
Tamamlanmayı beklerken daha da eksildim elinde.
Şimdi hangi cümlenin sonuna koysam adını,
Noktalar canımı yakıyor, harfler sana küsüyor.
Kaç eylül geçti üzerinden bu ayrılığın?
Kaç mevsim eskidim senin o soğuk gidişinle?
Hangi limana sığınsam fırtınan kopuyor,
Hangi aynaya baksam yüzünde bir yabancı duruyor.
Kırgınlığım artık nefrete bile yer bırakmadı,
Sadece sessiz ve derinden bir kabulleniş bu bendeki.
Sana ayırdığım o en güzel, o en aydınlık odaları,
Şimdi hüzünlü hatıralarla doldurdun tek tek.
Sen, bir mucizeyi bir enkaz bırakan elsin,
Ben ise o enkazın altında kalan son nefesim.
Ne ellerin üşüdüğünde ağlayan biri var artık,
Ne de gri kentlerin beyaz çocukları kaldı sokakta.
Her şey siyahtı, sen en siyahı seçtin aralarından,
Ve beni o karanlığın tam kalbinde unuttun.
Kırgınım sana; hem de her şeyden, herkesten çok,
Çünkü sen, benim en büyük imkânımdın, imkânsızım oldun.
Cemre yaman
5.0
100% (14)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.