0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
7
Okunma
Pınar
Dağ başında bir pınar, usulca fısıldar
Taşlara dokunur su, sanki eski bir yar
Çam iğneleri düşer, sessiz bir duaya
Rüzgâr taşır kokusunu kekikle nane karışır araya
Yosun tutmuş kayalar, yeşilin en koyu hali
Gölgesinde dinlenir bir keklik, ürkek ve hali
Bulutlar ağır ağır geçer, gökyüzü lacivert
Zaman burada durmuş gibi, ne acele ne dert
Bir çoban düdüğü yükselir uzaklardan ince
Melodi değil, sanki dağın kendi nefesi
Koyunlar iner yamaçtan, küçük çan sesleri
Toprak kokusu dolar ciğere, hafif ve temiz
Pınar eğilir önüne, avuçlarını doldur
Soğuk bir yudumda bulursun bütün çocukluğunu
Dağ seni sever, bilmez kin bilmez yalan
Sana sadece var olduğunu hatırlatır, o kadar
Güneş batarken kızıl bir tül örter her yanı
Pınar hâlâ mırıldanır, geceye kadar, usulca, yalnız
Ve sen bir daha dönmek istersin o başa
Dağ başında bir pınara… sadece susmak için.
Gazi Şahin
Kul Yorgun
1
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.