7
Yorum
30
Beğeni
5,0
Puan
285
Okunma

Sobanın çıtırtısına hasret büyüyen gönüller var şimdi,
Beton duvarlara yaslanmış, üşümeyi bile unutmuş.
Bir zamanlar közün kızılında saklanan masallar
Şimdi cam ekranların soğuk ışığında susmuş.
Oysa bir kış akşamıydı hayat dediğin,
Camda buğu, elde nar tanesi sabır.
Annemizin gölgesi duvara düşerdi titrek,
Babamızın sesi sobaya atılan odun kadar ağır.
Çıt… diye bir ses yükselirdi içimize,
Sanki kalbimizden bir kapı aralanır.
Her kıvılcımda geçmişten bir hatıra,
Her dumanında göğe savrulan bir dua yanar.
Soba sadece ısıtmazdı odayı,
İçimizdeki kırıkları da kaynatırdı yavaş yavaş.
Demli çayın buharında çözülürdü suskunluk,
Bir ekmeği bölüşmekle çoğalırdı telaş.
Şimdi kaloriferler ılık ama kalpler serin,
Kömür karası özlemler saklı avuçlarımızda.
Bir odun atacak kimse kalmadı ateşe,
Herkes kendi külüne dalmış, kendi susuşunda.
Ben hâlâ bir çıtırtı beklerim geceleri,
Uykumun kıyısında ince bir kıvılcım.
Belki bir gün yeniden tutuşur içimiz,
Soba olur yüreğimiz, ev olur alnım.
Hasretle büyüyen gönüller bilir:
Isı dışarıdan değil, içeriden yanar.
Bir odun da sen at karanlığa,
Belki dünya yeniden soba başında toplanır.
..L.s..
5.0
100% (13)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.