1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
115
Okunma

METAFİZİK ENKAZ
(İnsanın Kendine Tapınma Hikâyesi)
Şehir yıkılmamıştı aslında.
Binalar ayaktaydı.
Tapınaklar ışıklı
ve meydanlar kalabalıktı.
Bir adam vardı.
Bir lamba altında,
gecenin en sessiz saatinde,
kendi gölgesine bakmaktan yorulmuş.
Adı önemli değildi.
Çünkü o,
ben,
sen,
o.
Biz,
siz,
onlar,
yani hepimizdi.
Bir sabah,
ayağa kalktığını sandı.
Oysa kalkarken
hakikati eğmişti biraz.
Fark etmedi.
Kimse de fark etmedi zaten.
Eğilen şey, zamanla kutsallaştı.
Önce küçük bir taş koydu masasına.
“Bu beni korur,” dedi.
Sonra bir söz seçti kendine,
süsledi, cilaladı;
“Bu doğru olandır.” dedi.
Derken korkularını paketledi,
üstüne “inanç” yazdı.
En çok da inanmak istediğine inandı.
Ama geceleri,
kimsenin görmediği yerde
hep aynı ritüeli yaptı.
Kendi çıkarına secde etti.
Çünkü insan
en sadık ibadeti
kendine yapar, diye telkin edilmişti.
Bir gün şehirde
hoşgörü doğdu.
Erkendi.
Yaşamasına izin verilmedi.
Merhamet kapıyı çaldı;
“Felsefeden kovulmuşsun,” dediler.
Yerine disiplin çoktan taşınmıştı.
Toprak artık toprak değildi
tapu belgesiydi.
Ateş arınmıyordu,
yakıyordu.
Gökyüzü yukarıda değildi;
insanın bahanesiydi.
“Yukarı var,” dedi insan,
“çünkü aşağıyı ezmem gerek.”
Kozmos baktı.
Sessiz kaldı.
Evrenin ahlâkı yoktu.
Ama insanın vardı.
Olmalıydı.
Olmadı.
İnsan yaşlandıkça
tapınak büyüdü,
vicdan küçüldü.
Dualar uzadı,
kendisi kısaldı.
Bir gün aynaya baktı
ilk kez gerçekten kendini gördü.
Tanrılar konuşmuyordu.
Şeytan gülmüyordu.
Evren tanıklık etmiyordu.
Çünkü hesap
artık içeriden kesiliyordu.
O anda anladı;
Cehennem bir yer değildi.
Cehennem,
gerçeği inkâr ederken
kendisiyle aynı noktada kalmaktı.
Kapılar kapanmadı.
Hiç açılmamışlardı zaten.
Perde açıldı sadece.
Ve hakikat göründü.
Tanrı cezalandırmadı.
Sadece
yalanını taşımayı bıraktı.
Şehir hâlâ ayakta.
Tapınaklar açık.
Dualar arşa ulaştı.
Ama insan biliyor artık.
En büyük enkazın
dışarıda değil,
insanın kendi içinde olduğunu.
Erkan ÖTGÜN
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.