0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
149
Okunma
Horizontal bir bükeylik,
yürek kalıbını paramparça edip,
iç isyan meşalesi kırılgan ellerimde.
Suçlu bir iç çekiş,
Utanca bürünen cümleler dilin ucuna pelesenk.
Kale duvarları harap, gönül bahçesinde acıya susayan otlar.
Elimde Azrail’in tırpanı,
Yine de kıyamıyorum zehirli otları biçmeye.
Fahişe molasında,
Eteğini kaldırma becerisi bile yok,
gönlümün günahkâr tavrında.
Avurtlarım yaşlı aslan modunda, tek dişi kalmış canavar, onun nümayişinde acılara gülümsüyor.
Tüm nöbetçiler, viran kale duvarlarında kırık mızraklarının utancında.
Devşirme yanım kendine acıma modunda rol kesiyor.
Yargılarımda yargılanan ne varsa,
iç zindanlarda affedilmeyi bekliyor.
Kararsızım, insani yanım öç almama tarafında.
Kindar yanım, kafa kesme modunda.
Tüm pazarlıklar müebbete çıkıyor.
Sevdiklerimin boynu bükük, kırılgan taraflarıyla dokunuyorlar yüreğime ve ben ağlıyorum.
Hep bir hesap hatası, matematiğin kuraları geçersiz.
Hükmünü yerle bir ettiğim duygularda buz kalıbı bir kırılganlık.
Yaşam reçetesini yazan hekim de şaşkın,
Tüm ilaçlar vücudumda kurdeşen döküyor.
Ne kadar çelişkiler içindeyim, geceye parlayan ay şaşkın.
Sabırsız tahammüllerin sınırındayım.
Hiçbir şeyle mutlu olmamanın sıkıntısı,
başıma dikilen tuğu yerle bir edecek gibi.
Ben çelişkiler yumağı, ellerimde şaşkın tavırlar, çözümsüzlüğe meydan okurken
Bir köşede gariban düşlere savruluyorum.
Bıktım bu benli cümlelerden, ben kendi düşlerimde kendimi boğuyorum.
Tutarsızlık, yalnızlık kanyonlarında gezinirken,
Ruhumu sahipsiz rüzgârlarda uçuruyorum.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.