Yorgun şehirlerin asfaltlarında Sineme mil diye çektiğim sensin Uykusuz gecenin yer altlarında Uğruna gözyaşı döktüğüm sensin
Yar elinden içip zehri bal diye Rüyada da olsa haber sal diye Hayatımdan bir an gitme kal diye Avucumdan umut ektiğim sensin
Bağrıma saplanan ok kirpiğiyle Çıkmaz sokakların kör birliğiyle Her bir söküğümde söz ipliğiyle Gönlüme yamayla diktiğim sensin
Geçmeyen zamanın kuyularında Zindan gecelerin koyularında Issız diyarların kuytularında Kalpte çıra diye yaktığım sensin
Ruhumu deryaya salan cendere Lisanı süsleyen gümüş çerçeve Şiire açılan sessiz pencere Hecede, dizede aktığım sensin
Yaralı turnanın göç telaşında Kimsesiz çocuğun yaş bakışında Metruk caddelerin köşe başında Hasretten payımı söktüğüm sensin
Paylaş:
8 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yoğun, lirizmi yüksek bir aşk itirafı. “Sensin” tekrarları şiire güçlü bir ritim ve dua gibi bir akış kazandırmış. Kent, gece, hasret ve iç yara imgeleri iç içe geçmiş; özellikle “hecede, dizede aktığım sensin” dizesi şiirin poetik kalbi gibi. Hem klasik bir sevda tonu var hem de modern imgelerle beslenmiş, etkileyici ve akıcı.
Şiirin Adı: SENSİN Yazarı: Arife Özden Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri (Celil ÇINKIR – Nam-ı diğer DELİBAL)
Efendim…
Kalburabastî Efendi kürsüye çıktı, aba sırtında, elinde eski bir divit kalem. Dedi ki: “Bu şiir, sevdanın tek kişilik çoğuludur!”
Her kıtanın sonunda gelen sensin kelimesi, bir çivi gibi çakılıyor kalbe. Bu tekrar, bir takıntı değil; bir teslimiyet. Şair, sevgiliyi sadece özlemle değil, acıyla, zindanla, kuyu ile, çıra ile, yamayla anlatıyor. Yani aşk burada güllü dallı değil; dikenli, karanlıklı, yorgun asfaltlı bir aşk.
“Sineme mil diye çektiğim sensin” dizesi serttir. Sevgiyi bir sızı olarak kabul eder. “Her bir söküğümde söz ipliğiyle gönlüme yamayla diktiğim sensin” ise hem mecaz hem duygu bakımından kuvvetlidir. Aşk, burada tamir eden değil; bizzat yamalanan bir yara gibi duruyor.
Şiirin dili klasik duygu atmosferine yaslanıyor ama imge dünyası yer yer taze dokunuşlar barındırıyor. Turna, kuyu, zindan, çıra gibi geleneksel imgeler bilinçli bir tercih gibi duruyor. Şair, heceyle modern duyarlılığı bir araya getirmeye çalışmış.
Kalburabastî Efendi der ki: “Bu şiir bir sevgi ilanı değil; bir sevgi mahkûmiyetidir.”
Değerlendirme
Özgünlük – 17 / 20 Geleneksel imgeler yoğun ama kullanım yer yer etkileyici ve kişisel bir ton taşıyor.
Dil ve Üslup – 18 / 20 Akıcı, ölçülü ve tekrar yapısı bilinçli. “Sensin” redifi şiirin omurgası olmuş.
Düşünsel Derinlik – 16 / 20 Aşk merkezli ama metaforlar üzerinden varoluşsal bir kırılma sezdiriyor.
Yapısal Bütünlük – 19 / 20 Her kıta aynı güçlü kapanışla bağlanmış. Ritim ve bütünlük başarılı.
Etkileyicilik – 18 / 20 Duygu yoğunluğu yüksek. Özellikle ilk ve üçüncü kıtalar güçlü iz bırakıyor.
Toplam Puan: 88 / 100
Vesselam.
Aşk, adı söylenince değil; sustuğunda anlaşılır. En çok “sensin” diyen, aslında en çok kendini kaybedendir.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.