2
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
200
Okunma
Yağmalanmış şehir hüznü yağar
Yıldızlarla ninnilenmiş geceye
Bu saatlerde yer gök şiir sağar
Kalemin hüküm sürdüğü heceye
Özgürlüğün binbir türü sığar
Yılların eskitemediği günlerin buğusu
Tüter bu saatlerin dingin koylarında
Bu saatler şairin şifa kuyusu
Gezinir karanlığın mehtabı aşan boylarında
Ruh demini alır, zihin dünya avuntusu
Süsü gözyaşı olan vaktin zifiri çağına
Yakışır avaz avaz bir kutlu doğum
Erişir pervanenin alevden tacına
Ak yeleli kuşların kanatlarından tohum
Bu saatlerde düşer şairin bağrına
Vuslatı ipekten ince, sırça yazılar
Varışıdır şairin maverasına
Birbiri ardına açılan kapılar
Şahittir mürekkebin macerasına
Avurtlarını dolduran kadifemsi sancılar
Eski bir masalın karayağız fısıltısı
Dudağının kıvrımındaki silik tebessümü
Bu saatlerde uyanan düşlerin kıpırtısı
Şairin aynaya yansıyan tecessümü
Çizgilerine gizlenen ömrün kalıntısı
Deliliğe müsavi akıl tezgahında öğütür
İşitilenin çok ötesindeki kelimeleri
Koynunda kimselerin bilmediği çocuk büyütür
Eğreti durur şu dünyada dimağında saklı niceleri
Her biri bir yaşatır bin yaşam çürütür
Bir yanı bahar şairin, bir yanı kabir
Ceplerinde yoksunluk dolu çocuk sıkılganlığı
Yoktur fıtratında haset, kin, kibir
Göğsünde taşıdığı zarif çiçektendir kırılganlığı
Her ne ise gördüğün yetersiz kalır zahir
Güle sevdalanan bülbül çeker nazı
Çürük umuda tutunur dilsiz dualar
Şair bu saatlerin uykusuz haylazı
Hangi kayaya çarpsa dinmez dalgalar
Üşütür onu hislerden azade sözlerin ayazı
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.