0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
140
Okunma

Seni ilk gördüğüm günü hatırlıyorum.
Hava sıradan bir gündü, insanlar sıradan, hayat sıradandı. Ben de öyle… Hesaplı, mantıklı, ölçülü yaşayan biriydim. Duygularımı hep cebimde taşır, kimseye göstermeden idare ederdim. Kalbim fazla konuşmazdı; aklım hep daha yüksek sesle konuşurdu.
Sonra sen girdin o kapıdan.
Ne olduysa o an oldu. Dünya dönmeye devam ediyordu ama benim içimde bir şey yer değiştirdi. Sanki biri göğsümün tam ortasına hafifçe dokundu ve içimde sakladığım bütün mevsimler aynı anda uyanıverdi. Gözlerin… Onlara bakınca zamanın yavaşladığını hissettim. İnsan bir bakışla bu kadar savrulur mu? Savruluyormuş.
O gün konuştuğumuz cümleleri kelime kelime hatırlamıyorum. Ama ses tonunu hatırlıyorum. İçime işleyen o sakinliği… Sanki uzun zamandır aradığım bir huzur, adını bilmediğim bir eksik tamamlanmış gibiydi. Eve döndüğümde fark ettim; ilk defa birini düşünmekten yorulmamıştım. Aksine, düşünmek iyi gelmişti.
Günler geçtikçe seni daha çok tanıdım. Gülüşünün nasıl birdenbire ciddiyetini bozduğunu, sinirlendiğinde kaşlarının nasıl hafifçe çatıldığını, dalgınlaştığında uzaklara bakışını… Her ayrıntı zihnime kazındı. Ben ki isimleri bile zor hatırlayan biriydim, seninle ilgili en küçük detayı bile ezbere biliyordum.
Bir akşam yürüyüşe çıktık. Hava serindi. Omzun omzuma değdiğinde içimdeki bütün mantık kapıları tek tek kapandı. O an anladım; ben artık eskisi gibi biri değildim. Çünkü sen, farkında olmadan aklımı başımdan almıştın.
Plan yapamaz oldum. Geleceği hesaplayamaz oldum. Senin bir mesajın günümü değiştirmeye yetiyordu. Bir kelimenle bulutlanıyor, bir gülüşünle güneş açıyordum. Bu bana hem korkutucu hem de tarifsiz derecede güzel geliyordu. Çünkü ilk kez kontrol etmeye çalışmadığım bir duygunun içindeydim.
Bir gün bana “Bu kadar dalgın olman normal mi?” diye sormuştun gülerek. Cevap veremedim. Normal değildi. Sen geldikten sonra hiçbir şey normal değildi. Sokaklar daha canlı, şarkılar daha anlamlı, geceler daha uzun olmuştu. Sanki hayatın sesi açılmıştı.
Ama en çok şunu fark ettim: Sen gelmeden önce ben sadece yaşıyordum. Seninle birlikte hissetmeye başladım. Kalbim ilk defa bu kadar yüksek atıyordu. İlk defa biri gözlerimin içine baktığında saklanmak istemedim. İlk defa “Ya kaybedersem?” korkusu, “Ya hiç denemezsem?” korkusundan daha küçüktü.
Ve bir gece, yıldızlara bakarken içimden şu cümle geçti:
“Ben artık geri dönemem.”
Çünkü sen aklımı başımdan almıştın.
Ama aklımı kaybetmemiştim aslında.
Onu kalbimin yanına taşımıştım.
Belki bir gün yollarımız değişir, zaman bizi başka yerlere savurur. Hayatın ne getireceğini kim bilebilir? Ama şunu biliyorum: Bir insanın varlığı başka bir insanın iç dünyasını bu kadar değiştirebiliyorsa, bu sıradan bir karşılaşma değildir.
Sen bana mantığın ötesinde bir cesaret öğrettin.
Kontrol etmeden sevmeyi.
Hesap yapmadan gülmeyi.
Korkmadan bağlanmayı.
Şimdi dönüp geriye baktığımda şunu söylüyorum:
İyi ki aklımı başımdan aldın.
Çünkü o günden sonra
ilk kez gerçekten
yaşamaya başladım.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.