0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
64
Okunma

Sen susuyorsun,
ben ağlıyorum.
Hani derler ya,
sessizlik bazen en ağır cümledir diye.
İşte sen, bütün cümleleri yuttun,
bana yalnızca boğazımda düğümlenen
harfleri bıraktın.
Sen susuyorsun,
odanın içi büyüyor,
duvarlar geri çekiliyor,
ben küçülüyorum.
Sesin yokluğunda
adımı bile yanlış söylüyorum artık.
Hani derler ya,
iki insan arasındaki mesafe
kilometreyle ölçülmez.
Bizim aramızda
bir suskunluk var,
üstünden trenler geçiyor
ve ben her seferinde
altında kalıyorum.
Sen susuyorsun,
ben ağlıyorum.
Gözyaşlarım bile senden izin almadan
yanaklarımdan düşemiyor.
Bekliyorlar.
Belki bir kelime gelir diye,
belki bir “anlıyorum”
ya da sadece
“buradayım”.
Hani derler ya,
insanı en çok
sevdiği yerden vururlar.
Sen beni
hiç bağırmadan
tam kalbimin ortasından
sessizce vurdun.
Sen sustukça
ben içimden konuşuyorum.
Sana anlatıyorum
hiç dinlemeyeceğini bildiğim
binlerce şeyi.
İçimde bir kalabalık var
ama dışım bomboş.
Hani derler ya,
bazı vedalar söylenmez.
Biz vedalaşmadık bile.
Sen sustun,
ben dağıldım.
Bu mu ayrılık?
Yoksa hâlâ aynı cümledeyiz de
sen nokta koydun,
ben virgülde kaldım?
Sen susuyorsun…
ve ben ağlamayı
bir dil gibi öğreniyorum.
Gözlerimle konuşuyorum artık,
kimse anlamasa da.
Hani derler ya,
bir gün geçer.
Ama bazı günler
insanın içinden geçer.
Bugün onlardan biri.
Ve sen
yine susuyorsun.
Ben ağlıyorum.
5.0
100% (1)