11
Yorum
29
Beğeni
5,0
Puan
322
Okunma

Vakitsiz üşüttüğün yorgun yüreğin kuytusuna sığındım da geldim,
Aklımın almadığı sonu yazdın ya yine,
Sanki bütün yollar kapandı içimde.
Geç kaldığın dumanlı düşlerime kara bir bulut ısmarladın, bilmiyorum niye,
Şimdi her nefeste biraz daha ağırlaşan,
anlatılamaz sükûtun gölgesindeyiz ölürcesine.
~~
Sahipsiz gecelerime çöreklenmiş hıçkırıkların dilsiz tanığıyım artık,
Aklından geçtik de sevdiğim,
Bir ömrün içinden geçmeyi neden beceremedik?
İnsan kendi yüreğine kaç kez yalan söyler de inanır sahte cennetlere,
Söndü içimizdeki hırçın ışık
Kaldık bu dilsiz ve bitmek bilmez gecelerde.
~~
Sensiz kapatmaya korktuğum, uykusuz nöbetler tuttuğum gözlerim vardı benim,
Peşin sıra düştüğüm her yolun sonuna,
Hiç usanmadan sadece senin adını yazdığım.
Seni yazmaktan bıkmadığım ölü şiirlerimi yeniden diriltiyordum oysa sana,
Şimdi şiirler de öldü, ben de bittim, sadece uçsuz bucaksız bir boşluk kaldı solumuzda.
~~
Yokluğuna avuç açarak büyüttüğüm soylu sevdayı,
bir çırpıda inkâra vurdun,
Sarıldığın yabancı hislere,
Sana bakmaya kıyamadığım bakışlarını sürdün.
Şimdi yalnızlığımın ıssız başkentinde, dönüşü olmayan bir sürgündesin işte,
Kendi sesime bile yabancıyım artık, adın her geçtiğinde bin kere ölüyorum bu gidişte.
~~
Geceye gömüyorum artık dokunmadığın, uzağımda kalan yorgun gözlerini,
Sahipsiz sözler türetiyorum kendime; hani dilimin bile varmadığı, söyleyemediğim.
Seni unuttum demeye mecalim yok, zira unutmak da bir hatırlama biçimidir bilirim,
Ben seni değil, senin bendeki tertemiz, hiç bozulmamış hayalini özlüyorum..
~~
Zaman durdu eski saatin tozlu camında, ne yelkovan ilerliyor artık ne de akrep,
Ruhumdaki ağır enkazı kaldırmaya ne bir el var artık, ne de tutunacak tek bir sebep.
Biz bu hikâyenin neresinde kaybettik masumiyetimizi,
gözü kara cesaretimizi,
Şimdi her dize bir mezar taşı gibi ağır,
Her kelime bir veda gibi sarsıyor içimizi.
~~
Kelimeler yorgun, cümleler ise çoktan terk etti bu dilsiz ve ıssız limanı,
Hangi kıyıya yanaşsak,
hangi sığınağa girsek,
Peşimizden geliyor ayrılığın dumanı.
İçimdeki uçurumlar öyle derinleşti ki artık, sesimi kendim bile duyamaz oldum,
Sen giderken benden sadece kendini değil, içimdeki bütün yaşama sevincimi de aldın.
~~
Hangi kapıyı çalsak yüzümüze kapanıyor eski ve tozlu hatıralar birer birer,
İnsan, sevdiğinin gözlerinde kendini göremez olunca, ruhu bir ömür boyu hep bekler.
Sustuk işte; konuşmanın bir faydası yok, sitemin ise hükmü çoktan geçti bu kalpte,
Geriye kalan sadece ağır, vakur ve onarılmaz sessizliktir her bir dizede.
~~
Düşlerime ısmarladığın kara bulutlar şimdi her gece sağanak olup yağıyor üzerime,
Dokunmadığın her yerim kanıyor, sarmaya çalıştığım her yara bir başka dert ekliyor içime.
Sen bir sürgün gibi gittin benden, bense vatanımda mülteci kaldım bu hicranla,
Şimdi dökülen her harf, birer mühür gibi basılıyor bitmek bilmez acıya ve gama.
~~
Eskiden her bakışın bir baharı müjdelerdi, şimdi her kelimen kışın habercisi gibi,
Tükettik büyük ve sarsılmaz inancımızı, olduk deryada birer batık gemi dibi.
Artık ne rüzgâr getirir kokunu,
Ne de toprak kabul eder sahipsiz feryadı,
Söndü eski lambalar birer birer, karardı hayatın en güzel, en anlamlı tadı.
~~
Birbirimize anlatacak tek bir masalımız kalmadı, bitti uzun ve yorucu yolculuk,
Heybemizde sadece kırık dökük hayaller ve bu içinden çıkılmaz, derin yokluk.
Kaç kez denedik yeniden başlamayı, kaç kez inandık hiç gelmeyecek olan sabaha,
Şimdi dilsiz karanlıkta, sözümüz kalmadı ne geçmişe, ne de o yitip gitmiş zamana.
~~
Sustuk; bir uçurumun kıyısında asılı kaldı söylenmemiş bütün feryatlar,
Göğüs kafesimizde taş kesti artık o bir zamanlar kanat çırpan kuşlar.
Sessizlik, bu devasa yıkıntının üzerinde duran en sadık, en son şahittir şimdi,
Sözümüz kalmadı; her şey bu dilsiz karanlığın koynunda kendi ismini yitirdi.
Cemre yaman📌
5.0
100% (14)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.