23
Yorum
52
Beğeni
5,0
Puan
383
Okunma
Beni gördüğünde
parmak uçlarında yürüyüp
usulca geç yanımdan.
Anılarımızı uyandırma.
Senin için çok gözyaşı döktüler.
Kitap arasındaki, üzeri yazılı kuru gül eşlik etti onlara,
en yakın dostu vesikalık resmin.
Bir o kalmıştı.
Kızıp yakmıştım sen giderken,
meğer saklanmış tozlu raflara.
Bir de kazağın… sütlü kahve.
“Her sana yakışıyor, giy” dediğimde
“Yaşlı gösteriyor” deyip
koltuğa fırlattığın.
Oysa ne güzel olacaktı seninle yaşlanmak.
Alay edecektik beyazlayan saçlarımızla,
ortalıkta dolaşacaktık.
Senin bacakların ağrıyacak,
benim belim tutmayacaktı.
Bastonlarımızı bile eğlenerek almıştık seninle
Ejderha kafalı senindi,
ördek oymalı da benim.
“Sakla” demiştin, dolabın üstüne.
Sen gittiğinden beri
balkondaki çiçeklerini sulamıyorum.
Alet çantasına dokunmadım hiç.
Eski radyon konsolun üstünde;
pili bitmiş sanırsam.
Duvarda bıraktığın el izlerinin üzerine
notlar karaladım,
görmemek için.
Hayatımın en zor döneminde,
karanlıkta otururken gelip
ışıkları yakmıştın.
Teşekkür etmiştim.
Mum ışığındaki mutluluk yetiyordu bana.
Şimdi çok pişmanım…
Giderken onu da götürdün.
5.0
100% (28)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.