9
Yorum
25
Beğeni
5,0
Puan
98
Okunma

Büyükler…
Bir kız çocuğu dünyaya “ınga” deyince
derler ya;
“eksik etek doğdu” diye…
Kızardım içten içe.
Bugün o söz çarptı yüzüme,
tokat gibi.
Kalmak istemediğim bir yerde,
görünmez zincirlerle bağlıydım sanki.
Boğazımda düğümlenen bir his…
Prangalar sadece ayaklarımda değildi,
bileklerimde de vardı.
Katı bir vücut diliyle
söndürmek zorunda kaldım umut ışığını.
Üfledikçe direndi rüzgâra,
ama ben…
naif bir yüreği ağlamaklı bıraktım ardımda.
Biraz daha kalsaydım,
zincirlerimi parçalamaya çalışacaktım belki.
Duygusuz görünmek,
kalkanım oldu.
Ne kadar özür dilesem de…
O mumu ben üfledim.
Pişmanlıklarımı,
uzaklaşırken döktüm
“eksik eteğimden”.
Sanki kapanmayacak bir yara açtım.
İyileştirmeye çalışan yanlarım,
rol icabı büründüğüm kişilikten
ilk kez nefret etti.
Çaresizlik düştü önüme,
adımlarım ağırlaştı.
Kalmak istediğim yerden
hızla uzaklaşırken…
Özür dilerim
yarım kalan oyun adına.
Farkında olmadan
içindeki çocuğu
incittiğim için…
Yarım kalan oyunlar
ya akılda kalırmış
ya kitap aralarında…
Ben ise
boynumda taşıyacağım.
Gelmene izin vermeden
“git” diyebildiğim için…
Affet...
Gölgesiz
16 Nisan perşembe
5.0
100% (14)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.