0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
56
Okunma
Bu dünya bir gurbettir,
Yolcusu çok,
Yurdu az,
Memleket dileyen can,
Allah’a düşsün biraz.
Toprak değil aradığım,
Göğe açılan bir iz.
Aşk, sığınak olur kalbe;
Varınca biter ayaz.
Aşk isteyen,
Fâtıma’nın tâhir ateşiyle yansın,
Ali’nin bâkî kalbinde
Ebedî yerini alsın.
Heves değil bu sevda,
Zamana sığmaz izi.
Vuslat, iki kalbin değil;
Hakk’ın adında kalsın.
Gurbet dediğin,
Bir harita değil;
İçte katlanan bir mesafe.
Her adımda ben eksilir,
Her susuşta Hak çoğalır.
Geceler öğretir bana,
Işığın nereden doğduğunu.
Karanlık, örtmek için değil;
Kalbi soyup
Gerçeği göstermek içindir.
Yüküm ağır sanılır,
Oysa bıraktıklarımdır beni yoran.
Adımı sadeleştirdim,
“Ben”den arındıkça
Yol kendini açtı.
Bir damla gözyaşıyla
Yıkanır bazen yıllar.
Secdeye değen alın,
Göğe değil;
Aslına döner.
Aşk, ateş değildir yalnız,
Kül olmayı da öğretir.
Yanarken bile incitmeyen
Bir edep ister,
Bir emanet bilinci.
Kalp, kırıldıkça genişler;
Bunu taşlar bilmez.
Her çatlak bir kapıdır,
İçeri giren
Rahmetse korkma.
Ne aradımsa surette kaybettim,
Ne vazgeçtiysem mânâ oldu.
Elden gidenler değilmiş kayıp,
Asıl kayıp tutunmaktı.
Zaman, beni çağırdı;
Ben ezeli seçtim.
Sesler sustu bir bir,
İçimde kalan
Sadece “Ol” du.
Aşk, bir isim değildir;
Bir hâl, bir duruştur.
Her kalbe uğramaz,
Temizlenmiş olanı
Yurt edinir.
Ve anladım ki;
Gurbet bitmez bu dünyada
Ama çekilmez de değildir.
Çünkü her yolun sonunda
Hakk’ın adı yazılıdır.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(7 Şubat 2026)