0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
133
Okunma
Bugün evde kabak var.
Herkesin hafife aldığı cinsten.
Ne et, ne balık,
ne de insanın kendini kandırdığı
o görkemli sofralardan.
Ama bu kabak
denizi görmüş.
Rüzgârın yönünü bilmiş,
güneşin hangi saatlerde
yumuşak vurduğunu.
Tencereye girmeden önce
bir hayatı varmış onun da.
Toprağın sabrını,
susuz kalmanın terbiyesini
öğrenmiş.
Zeytinyağı dökülürken
zaman yavaşlıyor.
Sarımsak,
sessiz ama iddialı,
yoğurdun içine karışıyor.
İnsan ilişkileri gibi:
fazlası yakar,
azı eksik bırakır.
Ceviz vazgeçilmezi onun
Terinos sofraya
biraz isteksiz oturuyor.
Çünkü alışkanlıkları var.
Denizden gelmeyen şeye
mesafeli.
İlk lokma
hiçbir şey söylemiyor.
İkinci lokma
itirazları eritiyor.
Üçüncü lokmada
insan susmayı öğreniyor.
Tontonitos ayak ucunda,
dünyayı hâlâ basit sanıyor.
Terinos ona bakıyor
ve düşünüyor:
Belki de bilgelik
fazla anlam yüklememekte.
Keliternos konuşmuyor.
Zaten iyi yemek konuşmaz.
Yapanın eli,
yiyenin hafızası konuşur.
Dışarıda deniz var,
içeride ev.
İnsan bazen
uzaklara gitmeden de
yerini bulabiliyor.
Terinos anlıyor ki:
Her yolculuk hareketle olmaz.
Bazı hakikatler
bir tabakta gelir.
Bazı doyumlar
karnı değil,
hayatı susturur.
Ve kabak…
Hakkında pek az şiir yazılmış
o sade sebze,
o akşam
Terinos’un zihninde
deniz kadar derin bir iz bırakır.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.