3
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
48
Okunma
AŞK VAR MI?
Bilim masasına yatırınca, kalp grafiğe dönüşür, nabız veriye, bakış kimyaya.
Dopamin parlar, oksitosin bağlar, serotonin denge tutar.
Beyin der ki: “Bu bir süreçtir.”
Kalp der ki: “Bu bir mucizedir.”
Ve ikisi de haklıdır.
Aşk, hem ölçülebilir bir biyokimya, hem ölçülemez bir anlamdır.
Tıpkı ateş gibi: formülü basittir, yanışı tarifsiz.
Sorgulamak mı gerekir, teslim olmak mı?
Sorgulamazsan kör olursun.
Teslim olmazsan taş.
Aşk, insanın hem akıllı hem deli kalabildiği tek yerdir.
Çünkü aşk, mantığın çözemediği ama mantıksız da olmayan bir durumdur.
Aşk, evrimin bulduğu en zarif kandırmacadır belki;
iki yabancıyı, bir ömür birbirine katlanacak hale getiren yumuşak bir büyü.
Ama büyü yine de büyüdür.
Birini görünce zamanın bükülmesi,
bir sesin günün ağırlığını hafifletmesi,
bir yokluğun fiziksel acı gibi hissedilmesi…
Bunlar laboratuvarda açıklanabilir.
Ama yaşarken açıklanmak istemez.
Aşk, göz açıp kapayıncaya kadar geçen zamandır,
ve aynı anda hiç bitmeyen bir bekleyiştir.
Aşk, insanın kendi sınırlarını isteyerek bozmasıdır.
Bir başkasının kalbine göç etmektir.
Ve orada, pasaportsuz yaşamaktır.
O yüzden soru şudur:
Aşk var mı değil.
Aşk olduğunda sen var mısın?
Çünkü aşk, var olan bir şeyden çok,
insanın içine girdiği bir haldir.
Sorgula ki kendini kaybetme.
Teslim ol ki kendini bul.
Aşk, ikisinin ortasında,
akıl ile deliliğin el ele yürüdüğü o ince patikada yaşar.
Ve o patikada yürüyen herkes,
az biraz yanar,
az biraz parlar.
HAKAN TAZEYURT
5.0
100% (4)