3
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
138
Okunma

Bir kalbe sığmayan cümlelerim vardı benim,
dilim susarken bile içimde yankılanan,
adını her andığımda çoğalan
ve göğsümde yer bulamayıp taşan suskunluklarım…
Sevmek dediğin biraz cesaret isterdi belki,
sen hep yarım kaldın o eşiğin önünde,
ben ise tamamlanmış bir yara gibi
bütün acımı saklamadan durdum karşında.
Gözlerimde fazlalık saydın umutlarımı,
bir bakışın bile uzun geldi sana.
Omzuma yaslanan kelimelerim ağırdı belki,
ama yük değildi;
sadece senin taşımayı öğrenmediğin duygulardı.
Ben susarken bile anlatıyordum kendimi,
sen dinlerken bile kaçıyordun içinden.
Aynı odada, aynı zamanda
iki ayrı yalnızlıktık aslında.
Kalbimi kısmayı denedim bir ara,
daha az seveyim diye değil,
kendimden vazgeçeyim diye hiç değil,
sana denk gelebileyim diye.
Sesimi alçalttım, cümlelerimi törpüledim,
fazla gelen yanlarımı sakladım.
Ama insan kendini küçülterek
hiç kimseye gerçekten ait olamıyor,
bunu geç de olsa öğrendim.
Ben seni severken kendimden taşmışım,
içimde biriken ne varsa sana akıtmışım.
Sen beni severken hep ölçmüşsün,
ne kadar sevilir,
ne kadar katlanılır diye.
Hangi cümle fazla,
hangi bakış gereksiz diye ayıklamışsın.
Aşk tartıyla ölçülmezdi oysa,
sen teraziyi kalbimin üstüne koydun.
Birini çok sevmek suç değildir,
ama yanlış kalpte ağır bir delil olur.
Benim kalbim yüksek sesle atıyordu,
duyulsun istiyordu.
Sen sessizliği sevdin,
duvarlara çarpıp geri dönen duyguları.
Ben hayatına fırtına getirdim belki,
ama sen pencereyi kapatmayı seçtin.
Şimdi daha iyi anlıyorum;
her fazlalık yük değildir,
her taşan kalp zarar vermez.
Bazı insanlar sadece
güzelliği, derinliği,
samimiyeti taşıyamaz.
Ben senin hayatında bir ağırlık değilmişim,
sadece senin cesaret edemediğin
bir ihtimalmişim aslında.
O yüzden gidiyorum şimdi,
kendimden bir parça koparmadan,
sevgimden utanmadan,
kalbimi budamadan.
Baktın birine çoksun bırak daha fazlasını bulsun
5.0
100% (8)