15
Yorum
25
Beğeni
5,0
Puan
347
Okunma

KÜLLERİN VEBALİ
"Vuslat," dedi;
"Belki de mahşerin o dilsiz sabahına emanettir."
Bir boşluğa düştü sesim,
Yankısı uçurumlardan döndü:
"Hangi terazi tartar bizi?" dedim,
"Senin alnın nura bulanmışken,
Benim ruhum is karasıyken..."
Sen sonsuz bir gökyüzü,
Ben yerin yedi kat dibinde sönmüş bir kandil...
Ah Gülde Can!
Sen baharsın,
Ben ise senin eşiğinde bir kış.
Yüzüme baktı;
Bakışları bir kâğıt kesiği gibi sızlatarak,
"Kişi sevdiğiyle cem olur," dedi,
Kaderi kalbine bağlayarak.
O an damarlarımda akan kan,
Bir kor şelalesine döndü.
Yürek, kendi cehennemini bir hırka gibi sırtına geçirdi;
"Bırak," dedim,
"Külüm bile seni özleyecekse,
Ruhum o yangın koridorlarında mülteci kalsın.
Varsın tenim kavrulsun,
Yeter ki gölgem, gölgenin yanına düşsün."
Kirpiklerinin ucunda iki damla titredi;
Sanki kâinatın tüm yangınlarını söndürecek
O gizli okyanus sızdı dışarı...
İçime doğru aktı o damlalar,
En derindeki mahşerime...
"Ağlama," dedi,
Sesinde binlerce fırtınayı dindiren bir şefkatle;
"Bu yaşlar, ateşin hükmünü bozan
O kutsal mürekkeptir."
Ve sustu dünya;
Gül nâra düştü,
Nâr küle döndü,
Can, cana kavuştu;
Ateş söndü.
GÜLCAN ŞAHİN
5.0
100% (16)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.