2
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
144
Okunma
Sen İstanbul olaydın Fatih’in ben olaydım
Geceleri uzaktan seyredeydim şehrini
Denizlerden rüzgârı saçlarına salaydım
Âşıkların içinden ben içeydim zehrini
Kaderin girdabına keder örmüş ağını
Dağıtmış huzur denen yuvanın otağını
Kurbanlığın olaydım sırtlanıp gam dağını
Boynundaki hançerin ben çekeydim kahrını
Bu kaçıncı hazanım ‘umut’ denen o yârla
Kış ile ölürüz de yeşermeyiz baharla…
Eylülde buluşalım gel de huzur ısmarla
Gerdanına dizeyim halka halka mihrini
Külfetinin içinden düşerken efkarına
Sabır taşı misali kim dayanır zarına
Yazgındaki çizgiler set çekmiş vakarına
Dalga dalga yazarken sırlarına şerhini
Kimin bedduasıdır göz yaşının artanı
Kavuştur beratına yüreğini tartanı…
İffetinle vursaydım gömleğini yırtanı
Garptan gelen adamlar deldi hicap zırhını
Sensizlik yokuşunda aşamadım bendimi
Âlem piştiğim sanır kimse bakmaz yandı mı?
Erebilsem bilmenin hikmetine kendimi
Sana büyü yapanın ben bozardım sihrini
Tut ki beni kan tutar akan kan mahreminde
Dağlanmış bir yüreğin tam da ağıt deminde
Matemimi uyutsan gözlerinin neminde
Siper edip gövdemi geçirmezdim nehrini
Felek der çemberimden geçmek kimin kârına
Mil çekeyim dönerken çemberinin ârına…
Ey kalplerin sahibi kavuştur baharına
Taşıyayım gururla ârî namus mührünü
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.