12
Yorum
36
Beğeni
5,0
Puan
283
Okunma
Bu karanlık şehirde kırık kanatlarla uçuyorum.
Uzun zamandır yalnızlık hissi yaşıyorum.
Bilemiyorum, bu karanlığın gücü nereye sürüklüyor.
Bilemiyorum.
Zaman koca bir dehliz.
Ne zaman gelecek,
Ne zaman gidecek,
Belirsiz.
Düşler ülkesiydi burası.
Benim de düşlerim vardı.
Düşlerden geriye
Bir ben,
Bir de yazamadıklarım kaldı.
Aynalara baktığımda,
Geçmişin yuttuğu gerçekleri görüyorum.
Saçlarımdaki aklar o kadar çoğaldı ki
Karanlığı bile göremiyorum.
Gözlerime bakamıyorum,
Gönlüme bakamıyorum,
Günlerime bakamıyorum,
Geleceğe bakamıyorum.
Bilmediklerim ne çok!
Ama bildiklerim de çok.
Dünlere gidemiyorum.
Dünün getirdikleri,
Götürdüklerinden ne kadar da azmış.
Hangi cümbüş yuttu,
Hangi çılgın yuttu?
Heyhat!
Bu zamana heyhat!
Böyle mi olacaktı günlerimiz?
Böyle mi?
Zaman, herkesi yuttuğu gibi
Beni de yuttu.
Yaş aldıkça,
Aslında yaşlandıkça,
O kadar çok gidenimiz var ki!
Çınarlar gitti.
Toprağın altındakilere bir Fatiha okumaktan imtihanı ediyoruz.
Dün birlikte olduğumuz
Gönlü kırık, ruhu kırık
Giden dostlarımız var.
Gözlerime sığdıramıyorum,
Gönlümüme sığdıramıyorum yaşananları.
Biçare gönlüm yetişemiyor artık,
Biçare gönlüm kaldıramıyor artık.
Ölümüne ölüyorum ölüme…
Gitmek varmış,
Buralardan gitmek…
Vazgeçmek,
Belki vazgeçebilseydik
Özgür olurdu ruhumuz.
Olurdu.
O kadar çok köprüler yıkıldı ki…
Ah! Dünleri düşünüyorum,
Dünde kalanları.
Hakikaten dünde kaldı.
Bir daha yaşanmayacak o günler.
Vakit olsa da, imkan olsa da
Yaşamak istemeyeceğiz günler…
Gördük o yüzleri, iki yüzlüleri,
Arkasına bakmadan gidenleri.
Dağlara, taa dağlara çıkmak,
Belki yalnız yaşamak,
Bir kulübede,
Bir ağaç dibinde,
Öyle içten, sahice,
Belki bir hayvanla..
İnsansız.
5.0
100% (17)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.