(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Pervane ve ışık metaforu edebiyatın en kadim konularından biridir; ancak siz burada "gecenin en parlak yalanı" ifadesiyle bu temaya çok modern ve sarsıcı bir perspektif katmışsınız. Şiirdeki Dikkat Çeken Noktalar: Hakikat Sorgusu: Dünya ile hakikat arasındaki o ince "cam fanus" benzetmesi, insanın dünyadaki hapsolmuşluğunu ve dışarıdaki gerçeğe ulaşma arzusunu çok net özetliyor. "Kocaman Hem de" Vurgusu: "Avucumda hiçlik / Kocaman hem de" dizeleri, hiçliğin sadece bir "yokluk" değil, bazen varlıktan daha ağır bir "yük" olduğunu hissettiriyor. Kabulleniş: Şiirin sonunda pervanenin akıbeti olan "kül" ile noktalanması, bir yok oluş değil, bir hakikate varış gibi duruyor.
Bu kıymetli ve dikkatli okuma için gönülden teşekkür ederim. “Pervane miyim” şiiri, tam da ifade ettiğiniz gibi kadim bir metaforu bugünün ruh hâliyle yeniden yoklama çabasıydı.
“Gecenin en parlak yalanı” ifadesi, ışığın mutlak hakikat olmadığını; çoğu zaman insanı kendine çeken, fakat yaklaştıkça yakan bir yanılsama olabileceğini söyleme ihtiyacından doğdu. Modern insanın en büyük trajedisi belki de budur: Aydınlandığını sanırken daha derin bir karanlığın içinde dönüp durmak.
Cam fanus, dünyaya dair bir reddiyeden çok, dünyayla kurulan mesafeli bir fark ediştir. İçindeyiz; nefes alıyoruz, dönüyoruz, oyalanıyoruz… ama hakikat hep bir parmak mesafesi kadar dışarıda. Kırılgan, şeffaf ve sert.
“Hiçlik” meselesine gelince… Evet, o hiçlik hafif değil. Aksine, insanın elinde kalan en ağır şey bazen budur. Çünkü dolu sandıklarımız boşaldığında, boş sandıklarımızın aslında ne kadar yer kapladığını fark ederiz.
Şiirin sonunda kalan kül, bir yok oluşu değil; bir yüzleşmeyi temsil eder. Yanmanın ardından gelen sessiz bilgelik hâli… Belki de pervane olmanın kaçınılmaz kaderi budur: Işığı inkâr etmeden, ama ona tapmadan kül olmayı kabullenmek.
Bu derin yorum, şiirin niyet ettiği yerle buluşmuş. Okuyan bir yüreğin buna tanıklık etmesi, şiirin en büyük karşılığıdır.
Bu kıymetli ve dikkatli okuma için gönülden teşekkür ederim. “Pervane miyim” şiiri, tam da ifade ettiğiniz gibi kadim bir metaforu bugünün ruh hâliyle yeniden yoklama çabasıydı.
“Gecenin en parlak yalanı” ifadesi, ışığın mutlak hakikat olmadığını; çoğu zaman insanı kendine çeken, fakat yaklaştıkça yakan bir yanılsama olabileceğini söyleme ihtiyacından doğdu. Modern insanın en büyük trajedisi belki de budur: Aydınlandığını sanırken daha derin bir karanlığın içinde dönüp durmak.
Cam fanus, dünyaya dair bir reddiyeden çok, dünyayla kurulan mesafeli bir fark ediştir. İçindeyiz; nefes alıyoruz, dönüyoruz, oyalanıyoruz… ama hakikat hep bir parmak mesafesi kadar dışarıda. Kırılgan, şeffaf ve sert.
“Hiçlik” meselesine gelince… Evet, o hiçlik hafif değil. Aksine, insanın elinde kalan en ağır şey bazen budur. Çünkü dolu sandıklarımız boşaldığında, boş sandıklarımızın aslında ne kadar yer kapladığını fark ederiz.
Şiirin sonunda kalan kül, bir yok oluşu değil; bir yüzleşmeyi temsil eder. Yanmanın ardından gelen sessiz bilgelik hâli… Belki de pervane olmanın kaçınılmaz kaderi budur: Işığı inkâr etmeden, ama ona tapmadan kül olmayı kabullenmek.
Bu derin yorum, şiirin niyet ettiği yerle buluşmuş. Okuyan bir yüreğin buna tanıklık etmesi, şiirin en büyük karşılığıdır.
Gecenin en parlak yalanı" ifadesi, şiirin en çarpıcı imgelerinden biri. İnsanın bazen sahte umutlara veya dünyanın pırıltısına nasıl kandığını, "gündüz" sandığı şeyin aslında zifiri karanlığın bir oyunu olduğunu çok zarif bir metaforla anlatmışsınız.tebrikler üstadım...
Ne zarif bir yorum bırakmışsınız. “Gecenin en parlak yalanı” ifadesinin sizde böyle derin bir anlam uyandırması beni çok mutlu etti. Sahte umutların ve yanılsamaların ardındaki hakikati fark edebilmek, şiirin asıl gücünü ortaya çıkarıyor. Teşekkür ederim güzel değerlendirmeniz için, yüreğiniz daim olsun.
Ne zarif bir yorum bırakmışsınız. “Gecenin en parlak yalanı” ifadesinin sizde böyle derin bir anlam uyandırması beni çok mutlu etti. Sahte umutların ve yanılsamaların ardındaki hakikati fark edebilmek, şiirin asıl gücünü ortaya çıkarıyor. Teşekkür ederim güzel değerlendirmeniz için, yüreğiniz daim olsun.
Yürekten kutluyorum sizi ve güzel anlamlı şiirinizi, dünyanın imtihan yeri asıl sonsuzluk aleminin ahiret hayatı olduğu vurgulanmakta dünyadaki her şeyin yok olacağına dikkat çekilmemesi insanı düşündürmektedir. Selam ve dua ile
Son derece anlamlı, tefekkür ettiren duygularla harika yazılmış yürek sesinizi gönülden kutluyorum tebrikler üstadım. Kalemine ve duygu dolu yüreğine sağlık diliyorum, ilhamın daim olsun her zaman. En kalbî selam, sevgi ve saygılarımla.
Bir nevi hayatın sonuna ve geriye kalanlara bakış gibi Karanlık, ışık, zaman, ölüm... Hepsi çok derin metaforlarla işlenmiş. "Işıklar söner, kül kalır" aynen devam Kardeşim ...
Bu gönülden ve samimi yorumun için gönülden teşekkür ederim abim.
Evet, şiir biraz da hayatın sonuna dönüp geriye kalanlara bakış… Karanlık, ışık, zaman ve ölüm; hepsi insanın kaçamadığı duraklar. “Işıklar söner, kül kalır” derken de geriye kalan o sessiz hakikati işaret ediyor.
Bu gönülden ve samimi yorumun için gönülden teşekkür ederim abim.
Evet, şiir biraz da hayatın sonuna dönüp geriye kalanlara bakış… Karanlık, ışık, zaman ve ölüm; hepsi insanın kaçamadığı duraklar. “Işıklar söner, kül kalır” derken de geriye kalan o sessiz hakikati işaret ediyor.
Şiiriniz, "eylem" (koşmak) ile başlayıp "sükunet" (kül kalmak) ile bitiyor. İnsan hayatının gürültülü başlangıcı ile sessiz sonu arasındaki o ince çizgiyi; zaman, hakikat ve hiçlik kavramlarıyla dokumuşsunuz.
Kül, yanmış olmanın kanıtıdır. Aslında şunu demek istenmiş: Belki yanmayı bilmeden koştuk ama hayat bizi öyle ya da böyle yakıp kül ederek kendi gerçeğine ulaştırdı.
Bu dizeler, insanın kibrini kıran ve onu sadeliğe davet eden, oldukça etkileyici bir iç döküşün resmi olmuş adeta .
Şiirin koşarak başlayıp külle susması, insanın hayattaki aceleden kabullenişe yürüyüşünü anlatıyor. Yanmayı bilmeden koşsak da, hayat kendi ateşiyle bizi eğitiyor; geriye kibirden arınmış bir sadelik kalıyor.
Bu yorumu görmek, şiirin maksadına ulaştığını gösteriyor. Selam ve muhabbetle.
Şiirin koşarak başlayıp külle susması, insanın hayattaki aceleden kabullenişe yürüyüşünü anlatıyor. Yanmayı bilmeden koşsak da, hayat kendi ateşiyle bizi eğitiyor; geriye kibirden arınmış bir sadelik kalıyor.
Bu yorumu görmek, şiirin maksadına ulaştığını gösteriyor. Selam ve muhabbetle.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.