7
Yorum
34
Beğeni
5,0
Puan
236
Okunma
Ağlak meteforların yüreğinden düşer,
düş bilmez güvercinler
sağlak bir dünyanın solunda çırpınışlar ki
her harf kor, kor dökülür zulmün secdesine
dul bir geceyi paklayıp güneşe asmak vardı
ve terinde kurutmak sine-i rahşanı
kim bilir;
belkide örtmeliydi yağmur kokusundaki toprağı
çalakalem düşüklüğünde bin bir heyecan varken
kıraç gözlerin öyle mahsun akıyor ki
hangi vaha yeşermez göğsünde söylesene
bakır bulutların çürümüş yüzünde
düşün ki elin kanlı, düşün ki sırtında onca hançer
bir gün daha düşük yapıyor ölüm ölmekten
ve hiç bir yara dost eline düşmüyor azizim düşmüyor
ve dahası hep derim, diyeceğim
bulut kavmimin gürleyen sesi
yüzü buruşmuş sayfaların kırılmış sesinde
ve tekleyen zamanın onca kirlenmişliğinde
yorma, karıştırma sayfaları
Hepsi bu...
~°~
~°~
~°~
5.0
100% (15)