8
Yorum
34
Beğeni
5,0
Puan
205
Okunma
Kırkikindinin secdesinde kundaklananım
bakma öyle sineyi göğsüme
demlenen nemin külünde tutuşur ellerim
ellerim ki külünü düşürür,
düşürür her bir zerresini mabedime
mecalime sağanak olan duam ki
gidilemeyen yolun eşiğinde
gitmenin ve dönmenin o ince çizgisinde
buradayım demek ahh burdayım...
korkunun kilidi avucumda terlerken
göğsümde ki kuşları bir, bir uçurdum ben
benden geride kalan ve beni bulan...
solmuş bir göğün penceresinde,
buğuludur gözlerim
ve kuruyan gecenin,
dudaklarına sızan ay,
bakma öyle,
çatlaklarımdan gir içeri
ruhuma zemheri iliştiğinden,
iliştirdiğinden beri
güneş sırtında laleler yetişmiyor artık
nicedir kırılmış dilimin kemiği,
körelmiş kalemimin acziyeti
ant gözlerin ki,
hecelerimin duvağına düşüyor,
ince ve narin göğün sızlanma arifesinde
ellerinden düşüyor, kül renginde gül-ü ah
ah ki,
ah..
kipriğinde kızıl gecenin gonca mihrabı
mahsun gülüşlerini kefenleyip ,
yola düşen kederin, hiç şaşmıyor değilmi
ahh,
kıkırdayan azametin zamansız dalgaları
yağmur bu kadar tok iken,
biz neden yalpalanıyoruz
tuz sesimin,
susuyan gergefi,
susalım/mı???
Hepsi bu...
~°~
~°~
~°~
5.0
100% (11)