21
Yorum
37
Beğeni
4,8
Puan
261
Okunma

Cümlelerimde adın artık bir özne değil;
Sadece uzağa atılmış, paslı bir sıfat.
Yüreğimin merkezinden, ıssız bir kıyıya itildi hayalin.
Zor olmadı mı?" diye sorma.
Canım çekildi elbet ama ruhum nefes aldı.
İnsan kurtulmak için bazen,
Kendi canından da geçermiş.
Eskiden sesin dünya kadardı,
Şimdiyse duyduğum tek şey geçmişin enkazı.
Zamanın en ağır tokadı bu:
Hiçbir acı ilk günkü gibi kanamıyor.
Yeminler tozlanıyor, hatıralar eskiyor;
Sana olan kredim iflas etti,
bu karanlık hesap kapandı.
Yaşattığın dramatik geceler için sana borçluyum.
Eğer dipsiz karanlığı görmeseydim
İçimdeki ışığın ne kadar yakıcı olduğunu asla bilemezdim
Beni kuyuya bıraktığını sandın;
Oysa ben duvarlardan tırmanıp gökyüzüne imzamı attım
Kuyu senin olsun;
Ben artık kendi feryadımdan doğan yıldızlardayım.
Kadın gücü, sevildiği adamın biçtiği sahte değerle ölçülmezmiş.
Asıl güç, en sevdiği tarafından yıkıldığında, tozun içinden kan içinde kalkabilmekmiş.
Toprağın altından üstümü silkeleyerek çıktım.
Şimdi ne tenimde izin var,
Ne de ruhumda gidişinin kirli pası.
Saçlarımı bugün senin sevdiğin çizgide değil, kendi nefretimle kestirdim.
Düşen her telde parmak izlerini uğurladım birer birer.!
Aynadaki bu çehre, hiç tanımadığın bir yabancının kararlılığı.
Zayıf bir gölge değilim artık;
Ben kendi yolumda bir gerçekliğim.
Hangi kapıyı kapatırsan kapat, anahtarı uçuruma fırlattım.
Eşikte beklemeyi, kilit sesini umut etmeyi bıraktığım gün özgürleştim.
Ördüğüm duvarlar senin girmemen için değil;
Benim bir daha asla dönmemem için.
Kendi hapishanemden tahliye oldum;
Özgürlük ne soğuk, ne muazzam bir boşlukmuş.
Dostlarım şaşırıyor "nasıl bu kadar çabuk bittin?" diye.
Bilmiyorlar ki, yanımdayken başlamıştım sessizce yıkılmaya.
Şimdi ölümden yeni bir hayat filizlendi; daha siyah ama daha canlı.
Gidişin sadece enkazın son gürültüsüydü,
Ben sessizlikte zaten ölmüştüm.
Yazdığım ağlak, zavallı şiirleri tek tek yaktım.
Kül oldular, havaya karıştılar;
tıpkı sahte hislerin gibi.
Kalemim artık sert,
Mürekkebim koyu ve kelimelerim gerçek.
Kimse için süslemiyorum acımı;
onu olduğu gibi, çıplak ve vahşi yaşıyorum.
Bir gün karşılaşırsak, gözlerimde eski samimiyeti arama.
Yabancının boşluğuna,
Bir ölünün arkasına bakar gibi
bakacağım sana.
Tanımamak değil bu;
Artık hiçbir anlam ifade etmiyor oluşun.
İnsan, ruhunu kaybettiği bir boşlukta saniye bile nefes almak istemezmiş.
Gidişinle beni cezalandırdığını sandın, oysa bana büyük ödülü verdin.
Kendimi sevmeyi öğrendim yokluğunun derin sessizliğinde.
Bir başkasının varlığına muhtaç olmadan da ayakta durulabiliyormuş.
Kendi karanlığımın kahramanıyım; Başrolü kimseye helal etmiyorum.
Hüzün hala uğrar bazen ama artık yatıya kalamıyor.
Kapıyı aralıyorum,
biraz soluklanıp gidiyor.
Çünkü içerisi hüzne yer kalmayacak kadar "ben" doldu.
Dram bitti; belki bir zafer öyküsü bu, başkası değil.
Son sözüm şudur:
Gidişinle kopardığın fırtına,
Sadece üzerimdeki yabancı tozları süpürdü.
Hiç sahip olmadığın bir ruhu kaybettiğin için yas tutma;
Zaten hiçbir zaman senin kıyına vurmamıştı kalbim.
Eğer gerçekten bağ kurabilseydin,
Bu kadar dilsiz ve bu kadar izsiz çekip gidemezdin.
Artık kendi pusulamla,
Kendi karanlığımda parlıyorum.
Yokluğun bir kaz değil artık,
Prangalarımı parçaladığım,
o en soğuk ama en özgür şafağımdır benim..!!
Cemre yaman
5.0
96% (22)
1.0
4% (1)