1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
215
Okunma
Bir vakitler dağların gölgesiydik,
Bir derenin sesinden büyürdük.
Sonra ateş sardı her yanı,
Yuvasız yurtsuz kaldık.
Yabancı sokaklara savrulduk.
Büyük şehir dediğin koca bir girdap,
Her adımda bir ses yok olur,
Her köşede bir insan kaybolur.
Biz de eksildik…
Adımlarımız sokak lambalarının titrek ışığında
Bir gölgeye dönüştü.
Tutunamadık....
Çünkü tutunacak dalımızı
Geride bırakmıştık...
Kimimiz çay ocaklarında sigara dumanında kayboldu,
Kimimiz kalabalıklar ortasında
Yapayalnız kaldı.
İsyan dedikleri zaten
Sokağa taşan bir öfkedir,
İnsanın kendi içinde büyüttüğü
Sessiz bir yangındır.
Biz o yangının çocuklarıydık.
Yanıp yanıp kül olan,
Ama bir türlü ışığa kavuşamayan.
Dilimiz, geçmişimiz, acımız…
Hepsi büyük şehrin gürültüsünde
Kısık bir ses oldu.
Kimseler duymadı içimizdeki çığlığı,
Herkes bir yere yetişirken
Biz yerimizde saydık.
Ve gün geldi,
Bir apartman boşluğunda,
Bir metronun kalabalığında,
Bir karakol nezaretinde.
Yalnız otururken fark ettik:
Biz kaybolmak istememiştik;
Sadece bulunmayı bekleyen çocuklardık.
Ama yine de hayattayız.
Küllerimizin üstünde.
Küçücük bir kıvılcım var. Hâlâ içimizde.
Bizi unutan insanlar değil.
Bizim kendimizi buluşumuz kurtaracak.
Çünkü en büyük isyan,
Yeniden ayağa kalkmaktır.
Tutunacak hiçbir yer yokken bile.
Bir çay demleyip yeni bir savaşa hazır olmaktır.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.