0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
41
Okunma
Heba ettin gittin dünleri, yarınları.
Söyle bana, şimdi hangisine yanayım.
Geçmişin sıcak gülüşlerine mi, yoksa geleceğin sessizliğine mi? söyle hangisine.
Yüreğimde hala adın yankılanıyor, sanki gitmemişsin buradasın gibi.
biliyor musun her sabah sensiz uyanmanın ağırlığıyla bir kez daha eksiliyor, güneşin doğmasını sensiz seyrediyorum.
Söyle neden böyle yaptın. neden bıraktın gittin.
Biz seninle aynı hayalin içindeydik, umutlarımız aynı, düşlerimiz aynı,
birlikte bakıyorduk gökyüzüne, şimdi o gökyüzü kapkara bulutlarla dolu.
Ne kadar uğraşsam da güneşin doğduğu yeri bulamıyorum.
Seninle birlikte kaybettim yönümü. sensizliğin soğuğuna alışmak için her gün biraz daha taş kesiliyorum içten içe.
Biliyor musun en çok da yarım kalan cümleler ve senin için yazdığım dizeleri okudukça yanıyor canım.
Söyleyemediklerim ve sustuklarım ayrı...
Bir keşke’nin içinde boğuluyorum her defasında.
Seninle yaşadığım her an, kalbimin bir köşesine kazınmış bir yara gibi. Ne silinebiliyor, ne kabuk bağlanıyor.
Şimdi dönüp baktığımda anlıyorum, seni sevmek bir kum saatine benziyormuş ve özelmiş...
Her tanenin düşüşüyle biraz daha azalıyorum ve bitince anlıyorum,
seninle ne kadar dolu yaşadığımı, seninle varoluşumu.
Sen bendeki en güzel eksiklik ve en büyük izimsin. Gidişinle bile kalbimde bir yer ettin.
Eğer bir gün bu satırlara rastlarsan bil ki, ben hala aynı yerimizde aynı mavinin altında olacağım.
Heba edilen dünlerin ve yarınların ortasında, seni hala bekleyen tertemiz kalbimle...